YENİ PARTİ YARALANDI MI?

EŞREF URAL
14 Ağustos 2026 Cuma 18:10
Siyaset oyununda sembollere sandığımızdan daha büyük misyon atfedilir. Bilhassa Batılı siyasetçiler ve devlet adamları bu konuda çok mahir ve hassastırlar. Politika ve diplomasi sahasında aldıkları kararlarda muhakkak tarihi, dini, siyasi bir sembole atıf yaparlar. Bizim İttihatçı ve Cumhuriyetçi kadrolar da Batı ve bilhassa Fransız – Alman ekolünden çok beslendikleri için, sembollerle iş yapmayı bir nebze öğrenmiş olmalılar. Örneğin Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Taarruz hücumunu 26 Ağustos günü başlatmış olması buna tipik bir örnektir. Malum, 26 Ağustos, aynı zamanda 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferinin de yıldönümüdür.
Nitekim kamuoyunda “Çerçeve Yasa” diye konuşulan ve PKK’nin silah bırakması olarak sunulan yasanın TBMM genel kuruluna 10 Ağustos 2026 günü geleceğini öğrenince, ne yalan söyleyeyim, içim “cız” etti. Meclis başkanlığına sorsak muhtemelen makul bir açıklama yapmaya çalışacaklardır, yaz dönemi, meclis tatili, zaman darlığı falan. Elbette tüm bunlar da doğru olabilir, niyet okumayı hiç sevmem. Amma ve lakin, içimden, “keşke iki gün önce yahut üç gün sonra görüşülseydi” demekten de kendimi alamadım.
Peki ama, neredeyse meclis çoğunluğunun üçte ikisinin “evet” dediği bir oylama sonucunda, neredeyse milletvekili sayısının üçte ikisi “hayır” demiş bir parti niçin bu süreçte en fazla dayak yedi? Sanki yasa Yeni Parti yüzünden geçmiş, yoksa geçmeyecekmiş gibi eli sopa tutan, yerden taş koparak kalabalık bir kitle Özgür Özel’i ve Yeni Parti’yi linç etme yarışına girdi. Peki ama niçin?
Manzarayı görünce, yıllar önce Eskişehir Emniyetinde polis müdüründen yediğim dayak aklıma geldi. Tekrar özetleyeyim; yaklaşık otuz arkadaşımla birlikte uzun bir koridora dizildik. Emniyet müdürü her arkadaşıma soruyor, “adın ne, nerelisin” diye. Aldığı her yanıttan sonra başını sallayıp bir sonraki arkadaşıma geçiyor. Sıra bana geldi, önce yüzüme baktı ve sert bir ses tonuyla sordu; “sen nerelisin lan?” Burdur, dedim sesim titreyerek. Daha ağzımı kapatmadan karnıma gelen balyoz gibi bir yumruk darbesiyle yere yığıldım. Müdür bey şöyle bağırdı: “ulan it, bunlar Tuncelili, terörist de olurlar, komünist de. Sana ne oluyor?”
Aslına bakarsanız bu oylamada “evet” dediği için toplumdan dayak yiyen Özgür Özel ile fakülte talebesi Eşref Ural’ın emniyet müdüründen dayak yeme gerekçesi aynı! Nasıl ki o gün müdür bana “sana ne oluyor” diye tepki gösterdiyse, toplum da Özgür Özel’e “sana ne oluyor” mantığıyla tepki gösterdi. Yani toplum Özgür Özel’i bu kararından dolayı mahkum ettikleri için değil, “sen onlara niye benzedin, biz onların ne olduklarını zaten senelerdir biliyoruz, bu nedenle yeni bir umut olarak yüzümüzü sana çevirmeye niyetlendik, ama sen de onlar gibi davrandın” anlayışı üzerinden tepki gösterdiler. Onlarca yıldır doğru dürüst Egeli bir lider görmemiş olan Ege – Akdeniz coğrafyası Özgür Özel’e karşı samimi bir ilgi duyuyordu. Milliyetçi duyguları pek yüksek olan Karadeniz coğrafyası da Özgür Özel’e sempati duyduğunu göstermeye başlamıştı.
Ve böyle bir iklimde yeni bir siyasi hareket için ne büyük talihsizlik! Henüz iki hafta önce Yeni Parti adıyla yeni bir parti kurmuşsun, henüz ne teşkilatın var, ne örgütün, ne paran pulun, ne yerin yurdun. Henüz partinin kurumsal kimliği bile oluşmamış, nasıl bir Türkiye istediğin bile konuşulup tartışılmamış. Ama her şeye rağmen toplumun gözü senin üzerinde, büyük bir ilgi ve sempatiyle sana bakıyorlar. Fakat tarihin, talihin ya da kaderin cilvesine bakar mısınız, Türkiye’nin en tartışmalı, en hassas, en kırılgan elli senelik meselesi tam da bu günlerde meclis salonuna geliyor!
Ve artık olan olmuş, tarih hükmünü böyle vermiştir. Evet, 10 Ağustos günü Yeni Parti bu oylamadan yara alarak ve kan kaybederek çıktı, bu vaziyeti çıplak gözle bile görmek mümkün. Ama yine de sahici bir üslup, samimi bir dil ve nitelikli – liyakatli, çalışkan ve toplumsal kabulü olan bir kadro ile aldığı bu yarayı onarabilir. Türkiye’nin şartları buna müsait.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
