YENİ PARTİ

EŞREF URAL
25 Temmuz 2026 Cumartesi 07:49
Bir siyasi partiden ayrılmak veya istifa etmek… Gerekçesi ne olursa olsun çok zordur. İsterse istifa etmekte yerden göğe kadar haklı olun, hiç değişmez. Hele o partiye yıllarca emek verdiyseniz, bu çok daha hüzünlüdür ve çok daha zordur. Bunu 2014 yılında deneyimleyen bir insan olarak söylüyorum, tam yirmi sene parçası olduğum, üyesi olduğum CHP’den, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hal ve hareketlerine ve siyaset yapma üslubuna itiraz ederek partiden istifa etmiştim. İstifa etmeden önce ve istifa ettikten sonra ne büyük acılar çektiğimi dün gibi hatırlarım. Gerçekten kolay değildir. Kaldı ki ülkemizde “gerekirse dinimi değiştiririm ama partimi asla” diye formüle edebileceğimiz bir anlayış hakimdir ve halen de geçerlidir.
Ama bu günlerde binlerce, on binlerce insan, uzun yıllar hizmet ettikleri, “baba ocağı” diye tanımladıkları partilerine gözyaşları içinde veda ediyorlar. Gerekçeleri mi? Neredeyse hepsinin ortak gerekçesi, CHP’nin iktidar blokunun gözetiminde ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu eliyle hukuksuz şekilde gasp edilmesi! Yani binlerce insan, tıpkı benim yıllar önce Kılıçdaroğlu’na tepki olarak istifa etmiş olduğum gibi, benzer gerekçelerle ve elbette derin bir üzüntü içerisinde CHP’den istifa ediyorlar.
Ve şimdilerde öğreniyoruz ki CHP’den istifa eden eski genel başkan Özgür Özel tarafından bir yeni parti, “Yeni Parti” adıyla kuruluş dilekçesi vermiş. Mevcut işleyen bir partiden ayrılıp yepyeni bir siyasi hareket başlatmak gerçekten çok zor, çok zahmetli bir meşgaledir. Ama bazen tarihi şartlar, tıpkı şimdilerde olduğu gibi, bunu yapmaya zorlar, yapmak zorunda bırakır. Bu bağlamda, Özgür Özel’in, “bu partiyi biz değil, millet kurdu” şeklindeki söylemi salt bir slogan olmayabilir. Benim kanaatime göre Özgür Bey yurt gezilerinde çeşitli toplum kesimleri tarafından bu konuda cesaretlendirildi ve ikna edildi.
Hata yapmak, eksik iş yapmak, bazen hatalı kararlar almak, siyasetin şanındandır. Hatasız siyaset olmaz. Hele Türkiye toprağında bu işi yapıyorsanız, hiç olmaz! İçinizde yanlış adamlar olacaktır, zaman zaman hatalı demeçler vereceksinizdir, gün olacak memlekete faydası olmayan kararlara da imza atacaksınızdır… Bunların hepsi siyasetin doğasında olan işlerdir. Ama tüm bunları yaparken terk etmemeniz gereken tek bir meziyet olmalı yüzünüzde; samimiyet! Evet, bu muhteşem kavram, yani samimiyet, hep yanınızda olmalı, yüzünüzden, gözlerinizden, el kol hareketlerinizden okunabilmeli. Toplum bunu görür, hisseder ve sezer. Eğer samimiyet yoksa, bu işte ve esasen hiçbir işte hayır yoktur. Evet hukuktan söz edeceksiniz, evet hakikatten konuşacaksınız, elbette adalet diyeceksiniz, açlık, yoksulluk, özgürlük, demokrasi diyeceksiniz, çünkü kalabalıkla bu kavramlara hasret, bunları duymayı bekliyor. Amma ve lakin bunları söylerken yüzünüzde samimi bir ifade yoksa, ağzınızla kuş tutsanız menzile varamazsınız.
Bu Yeni Parti hakkında getirilen bir başka eleştiri de şöyle; “iyi ama yanında filanca var, falanca var, bu adamlar hırsız, bu adamlar uğursuz, o varsa bu işten hayır gelmez, bu adam oradaysa bu iş olmaz”. Bu tarz eleştirileri okuyunca, aklıma hep şu tarihi anekdot geliyor: 1930’lu yıllar, geçen otuz yılda her şey olup bitmiş, yeni bir Cumhuriyet kurulmuş ve sağ kalanlar soğukkanlı bir şekilde geçmişe dair sohbet ediyorlar. Sohbette bulunanlardan birisi de, İttihat ve Terakki’nin meşhur ideologlarından gazeteci Hüseyin Cahit (Yalçın). Sohbet esnasında birisi soruyor; “Yahu Hüseyin Cahit Bey, hepsi geldi geçti tamam da, senin gibi naif, bilgili bir adamın, o katillerin arasında ne işi vardı?” Ve Hüseyin Cahit Bey, o her zamanki yumuşak üslubuyla bu suali şöyle yanıtlıyor; “aman efendim, sadece katiller mi? Hırsızlar, uğursuzlar, eşkıyalar da oradaydı. Amma ve lakin, bu memleket için ölmeyi göze almış adam gibi adamlar da oradaydı!”.
Ez-cümle, Türkiye her geçen gün değerini daha da fazla anladığı demokrasi, fikir özgürlüğü, hukuk, sosyal adalet, liyakat, eşitlik, adil gelir dağılımı gibi kavramları arıyor. Ve bu arayış nedeniyle bu millet Özgür Özel’i yeni bir parti kurmaya mecbur bıraktı. Yeni partinin gerek genel merkez gerekse il teşkilatları, geçmişin hesabını bir kenara bırakıp, geleceğe yönelmek, geleceğe dair cümleler kurmak zorundalar. Eğer bunu başaramazlar ve geçe takılıp, geçmişte olan biteni sorgulayarak vakit geçirmeye kalkarlarsa, bu yeni siyasi hareket de başarısızlar kervanındaki şanlı yerini alır, hepsi bu kadar.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
