YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADIN

IŞIK YARGIN
04 Eylül 2026 Cuma 23:44
Yeni Dünya Düzeninde Kadın: Belirsizlikler Çağında Ekonomik Direnç ve Vizyon
Dünya gerçekten zor bir dönemden geçiyor.
Bir yanda sınırlarımızın hemen yanı başında devam eden savaşlar, diğer yanda ekonomik belirsizlikler, göçler, iklim krizi ve hızla değişen bir dünya… Böyle bir ortamda artık sadece güçlü ekonomilerden değil, dayanıklı ekonomilerden söz ediyoruz.
Tam da burada kendimize çok önemli bir soru sormamız gerekiyor:
Bir ülke, nüfusunun yarısının potansiyelini yeterince ekonomiye dahil etmeden ne kadar güçlü ve ne kadar dayanıklı olabilir?
Dünya Ekonomik Forumu ve Birleşmiş Milletler verileri, Türkiye'de kadınların ekonomik hayata katılımı ve fırsat eşitliği konusunda hâlâ almamız gereken önemli bir yol olduğunu gösteriyor.
Ama bence bugün meseleyi sadece rakamlarla konuşmak artık yeterli değil.
Bu konu, kadınların iş gücüne katılım oranının birkaç puan artmasından çok daha büyük bir mesele. Çünkü bugün kadınların ekonomik hayatta güçlü olması, bir toplumsal varoluş ve direnç meselesidir. Bir ülkenin kadınlarını ekonomik üretimin dışında bırakması, tek kanatla uçmaya çalışmasına benziyor. Uçabilir mi? Belki bir süre… Ama ne kadar uzağa ve ne kadar güvenli?
Kadın emeği uzun yıllar boyunca çoğunlukla evin içinde, görünmeyen alanlarda ya da kayıt dışı ekonomide kaldı. Oysa bugün dünya değişiyor.
Yeni ekonomi artık sadece büyük fabrikalardan ve dev şirketlerden oluşmuyor. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yaratıcı endüstriler, yerel ürünler ve hikâyesi olan markalar yeni dünyanın ekonomik değerlerini oluşturuyor. Ve ben burada kadınlar için çok önemli bir fırsat görüyorum. Çünkü Anadolu'nun her köşesinde inanılmaz bir kadın emeği var.
Üreten, yetiştiren, dokuyan, pişiren, tasarlayan kadınlar…Ancak sorun çoğu zaman üretmemek değil. Ürettiğimizi doğru şekilde pazarlayamamak. Değerimizi markaya dönüştürememek. Hikâyemizi dünyaya anlatamamak.
Örneğin yüzyıllardır üretilen bir dokuma, bir halı, bir tarım ürünü ya da bir el sanatı…
Bunlar sadece nostaljik değerler olarak kalmamalı. Yerel değerlerimizi korurken onları modern tasarımla, teknolojiyle ve dijital pazarlamayla buluşturabilmeliyiz. Geçmişi korumak başka, geçmişte kalmak başka.
Bizim yapmamız gereken, gelenekten geleceğe bir köprü kurmak. Bence üzerinde en çok düşünmemiz gereken sorulardan biri de bu. Kadın üretiyor. Peki emeğinin gerçek karşılığını alabiliyor mu?
Ürününü doğru pazara ulaştırabiliyor mu? Kendi markasını oluşturabiliyor mu? Dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan yararlanabiliyor mu?
Bugün kadın emeğini sadece “el emeği”, “hobi” ya da küçük bir ek gelir olarak görmek artık çok yetersiz. Kadınların ürettiği gıda, tarım ürünleri, el sanatları ve yaratıcı ürünler profesyonel bir ekonomik değere dönüşebilir.
Ama bunun için sadece “hadi üretelim” demek yetmez. Eğitim gerekiyor. Mentorluk gerekiyor. Pazarlama bilgisi gerekiyor. Dijital beceri gerekiyor.
Ve belki de en önemlisi, birbirini tamamlayan güçlü bir ekosistem gerekiyor.
Bir başka önemli mesele de kadınların çalışma hayatındaki güvencesizliği. Ekonomik hayata katılmak sadece para kazanmak demek değildir. Sosyal güvence demektir. Gelecek güvencesi demektir. Zor zamanlarda sistemin koruyucu şemsiyesi altında olmak demektir.
Özellikle ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin arttığı dönemlerde, güvencesiz çalışan kadınlar çok daha kırılgan hale geliyor. Bu nedenle kadınların ekonomik hayata katılımını konuşurken sadece istihdam sayılarına bakamayız.
Nasıl çalışıyorlar? Ne kadar kazanıyorlar? Sosyal güvenceleri var mı? Kendi ekonomik geleceklerini belirleyebiliyorlar mı?
Bu soruların hepsini birlikte sormamız gerekiyor.
Bugün yaşadığımız coğrafyaya baktığımızda belirsizlik artık hayatımızın bir parçası. Savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, iklim krizi ve teknolojik dönüşüm… Böyle bir dünyada kendi içimizdeki potansiyeli görmezden gelme lüksümüz yok. Özellikle de kadınların potansiyelini.
Kadın emeğini ekonomiye kazandırmak sadece bir sosyal politika değildir. Sadece kadın hakları meselesi de değildir. Bu aynı zamanda ülkenin ekonomik dayanıklılığıyla, kalkınmasıyla ve geleceğiyle doğrudan ilgili bir meseledir. Artık sloganların ötesine geçmemiz gerekiyor.
Kadının evdeki emeğini görünür kılacak, üretim gücünü destekleyecek, onu dijital dünyayla ve uluslararası pazarlarla buluşturacak bir sistem kurmalıyız.
Bir ekosistem oluşturmalıyız.
Kamu, özel sektör, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler… Hepimiz aynı masada buluşabilmeliyiz. Çünkü hiçbir kurum, hiçbir kadın ve hiçbir toplum bu dönüşümü tek başına gerçekleştiremez. Ben her zaman şuna inanıyorum:
Hiçbir başlangıç için geç değildir. Ama bugünün dünyasında sadece iyi niyet de yetmiyor. Hız gerekiyor. Strateji gerekiyor. İş birliği gerekiyor. Ve en önemlisi dayanıklılık gerekiyor. Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü ve daha görünür olması, sadece kadınlar için değil, hepimiz için önemlidir. Çünkü bir ülkenin geleceği, nüfusunun sadece bir bölümünün ne kadar güçlü olduğuyla değil, bütün potansiyelini ne kadar harekete geçirebildiğiyle ölçülür.
Ve belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Yeni dünyanın belirsizliklerine karşı, ülke olarak ikinci kanadımızı gerçekten kullanmaya hazır mıyız?
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
