TUNUS’TAN DÜN DÖNDÜM

MERAL KILINÇ
20 Ekim 2026 Salı 01:54
17 Ekim 2026 saat 22.00’de THY ile İstanbul Havalimanı’na indik. Canım vatanımı çok özlemiştim. İnsanın kendi evi gibi yok! Aramızda iki saatlik zaman farkı vardı; Tunus, Türkiye’den iki saat gerideydi. İstanbul yağışlı ve soğukken Tunus sıcaktı. Hâlâ sularımızı soğuk içiyorduk. Artık ülkemizde kış başlamıştı.
Hava durumunu internetten öğreniyorduk ancak zaman zaman internet sıkıntısı yaşadık. Tunus’a giderken iklime ve gezilecek yerlere göre giysilerimi hazırlamıştım. Artık gezi valizi hazırlamak benim için çok kolay. Kim benden bu konuda yardım isterse ne götürmesi gerektiğini hemen söylerim. Olmazsa olmazım, BAYRAĞIMIZ, TÜRK BAYRAĞI! Nereye gidersem gideyim mutlaka yanımda götürüyorum.
TUNUS’A İLK ADIM
Tunus’un başkentindeki Kartaca Havalimanı’na indik. Çevreme şöyle bir baktım; Çinliler de gelmişti, bir sürü turist vardı. İnsan her ülkeye gittiğinde heyecanlanıyor.
Afrika kıtasında yer alan Tunus, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bir Kuzey Afrika ülkesidir. İlk gün gezmeye başladık.
Yerel rehberimiz ve kendi rehberimizle birlikte otobüse bindik. Bir anda bu ülke bana çok farklı geldi. Sanki tarihin gerisinden geliyordu; fakat tarihi, her şeyin üstündeydi.
İlk gün ve son gün başkent Tunus’u gezdik. Ülkenin en büyük şehri de Tunus’tur. Sokaklarda pek kadın göremedim. Rehberimiz, ülkenin cumhuriyetle yönetildiğini söylemişti. Çarşılarda genellikle erkekler çalışıyordu.
Alışveriş yaparken mutlaka pazarlık etmemiz tavsiye edilmişti. Ancak alışveriş yapmadığımda bazı esnafın tavrı bana pek hoş gelmedi. Fransızca da konuşuyorlardı. Fransızca, ülkede yaygın olarak kullanılan dillerden biriydi; diğeriyse Tunus Arapçasıydı.
TARİHİN İZİNDE BİR ÜLKE
Tunus, yaklaşık 300 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. O dönemden kalan Türk kökenli aileler de ülkede yaşamaktadır. Fransız sömürge yönetimi altında kalan Tunus, 1956 yılında bağımsızlığını kazanmıştır. Tunus bayrağı da Osmanlı bayrağından esinlenen unsurlar taşır.
Fenikelilerden Kartaca uygarlığına, Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na ve Fransız sömürge yönetimine kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Afrika kıtasının en kuzey noktası olan Angela Burnu (Ras Angela), Tunus’tadır. Ülkenin kuzeyinde Akdeniz iklimi, güneyinde ise Sahra Çölü’nün etkisiyle çöl iklimi görülür.
TUNUS DENİLİNCE AKLIMIZA NELER GELMELİ?
Tunus denilince aklımıza ilk olarak çölleri, tarihî yapıları ve mavi-beyaz evleriyle ünlü Sidi Bou Said kasabası gelir. Beyaz duvarları, mavi kapıları ve begonvilleriyle Yunan adalarını andırıyordu.
Bunun yanında zengin mutfağı, hurmaları, narenciyesi, petrolü, tekstili, seramikleri, çinileri, develeri, halı ve kilimleri, bakır işlemeciliği, gümüş takıları ve altınları da dikkat çekiyor. Altın takılar 18 ayardı ve oldukça şıktı.
Deri ürünleri, zeytin ağacından yapılmış eşyalar, yöresel kıyafetler (jebba), acı biber ve baharat karışımından oluşan harissa sosu, ödüllü sızma zeytinyağları, Tunus kuskusu ve tatlıları da ülkenin öne çıkan değerleri arasında.
Özellikle hurma ve irmikle hazırlanan, genellikle kızartılarak yapılan makroud tatlısı yöresel lezzetlerden biri. Tunus ekonomisinde hizmet sektörü de önemli bir yere sahip.
MEDİNA ÇARŞILARINDA ALIŞVERİŞ
Alışveriş için Medina’nın tarihî çarşılarını tercih ettik. Pazarlık yapabiliyorduk; fakat bazı dükkânlar hiç indirim yapmadı.
Tuz, Sahra gülü, çöl kumları ve çeşitli hediyelik eşyalar da satılıyordu. Ah, bir de tozlarını silseler çok iyi olacaktı!
Tunus’un geçim kaynakları arasında turizm, fosfat üretimi, tarım ve hayvancılık bulunuyor. Ülke, geniş zeytinlikleriyle de dikkat çekiyor. Ancak bizim ülkemizdeki kadar farklı zeytin çeşidine rastlayamadık.
Doğal kaynakları, tarihî zenginlikleri ve kültürel değerleriyle pek çok imkâna sahip bir ülke; ancak çevre temizliği konusunda gördüklerim beni düşündürdü.
Halkın genelinde bir gerginlik hissettim. Hizmet sektöründeki bazı çalışanların tavırlarını da sert buldum. Belki de bana nazik insanlar pek denk gelmedi, kim bilir?
BERBERİLERİN GELENEKSEL YAŞAMI
Gezimize devam ettik. Tunus’un kültürel yapısında Arapların yanı sıra Berberi (Amazigh) halkının da önemli bir yeri var.
Berberilere ait geleneksel evlerden birini ziyaret ettik. Toprağın kazılmasıyla oluşturulan bu yer altı evleri, geçmişte hem işgalcilerden korunmak hem de çöl ikliminin aşırı sıcaklarından etkilenmemek amacıyla inşa edilmişti.
Evlerde avlunun çevresine yerleştirilmiş odalar, yatak odaları, mutfak ve kiler bulunuyordu. Odaların zeminlerinde kilimler seriliydi. Çeşitli hayvanların bulunduğu alanlar da vardı.
Bazı Berberi aileleri, evlerini turizm amacıyla otel veya pansiyon olarak kullanıyor. Hatta bazı geleneksel evler müze olarak ziyaret edilebiliyor.
Bir ülkeyi tanımak, yalnızca tarihî eserlerini görmek değil; insanlarının geçmişini, yaşam biçimini ve kültürünü de anlamaktır.
GEZDİĞİMİZ YERLER
Tunus gezimiz sırasında birbirinden farklı tarihî ve doğal güzellikleri görme fırsatı bulduk:
- Kayrevan Ulu Camii
- El Jem Amfitiyatrosu
- Kartaca Antik Kenti
- Sidi Bou Said
- Sahra Çölü, tuz gölleri ve vahalar
- Tunus Medinası
- Zeytuna Camii
- Bardo Müzesi
- Büyük Okba İbn Nefaa Camii: Mağrip bölgesinin en önemli tarihî camilerinden biri
- Star Wars film çekim platoları
Kültürel gezilerde mutlaka o ülkenin tarihini, sanatını, mimarisini, mutfağını ve yaşam tarzını deneyimliyoruz. Yaşayan kültürü tanıyor, doğa harikalarını görüyoruz. İnanç turizmi de bu yolculukların önemli bir parçası.
Turistik gezilerde herkesin ilgisini çekecek, mutlu olmasını sağlayacak bir şeyler mutlaka vardır.
SAHRA ÇÖLÜ’NDE UNUTULMAZ ANLAR
Deve, fayton, ATV ve 4x4 jeeplerle, tercihlerimize göre çöl safarisi yaptık. Çok güzeldi, çok eğlendik! Sahra Çölü’nün büyüleyici manzaraları ve doğanın sunduğu güzellikler gezimizin unutulmaz anları arasında yer aldı.
Sokak lezzetlerini tatmadım. Bilin bakalım neden?
Yol üzerinde mola verdiğimiz yerlerde tuvaletlerde su bulunmuyordu. Kovalarla su dökülüyordu; sabun ve tuvalet kâğıdı da her zaman olmuyordu. Bu nedenle oteller daha konforlu bir seçenekti.
Benzin istasyonlarında yemek yenilebilecek alanlar vardı ancak market bölümleri küçüktü.
Her ülkenin kendine özgü güzellikleri, alışkanlıkları ve eksiklikleri var. Gezmek, bütün bunları yerinde görerek öğrenmek demek.
YENİ ROTALARA DOĞRU…
Dönüşte, “Keşke birkaç gün daha kalsaydık!” dedik. Çok şükür, hiçbir sorun yaşamadan evimize döndük.
Tunus, hafızamda güzel bir gezi olarak kalacak. Şimdiden yeni destinasyonlar için hazırlıklara başlamalıyım.
Bence herkes, imkânları ölçüsünde gezmeli. Bunun için mutlaka başka ülkelere gitmek de gerekmiyor; komşu illerimizden başlayabiliriz.
Hatta yaşadığı şehirden haberi olmayan o kadar çok insan var ki! Bari önce kendi kentimizi gezelim, görelim, öğrenelim. Yaşadığımız yerin tarihini, kültürünü ve güzelliklerini keşfedelim.
Çünkü gezmek yalnızca yeni yerler görmek değil; öğrenmek, anlamak, karşılaştırmak ve hayata daha geniş bir pencereden bakmaktır.
Belki bir ülke yolculuğunda karşılaşırız, kim bilir?
Benim bir sonraki rotam Madagaskar taraflarında!
Saygılarımla.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
