13 Ekim 2026
  • Antalya17°C

SOSYAL ÇÖZÜLME

NURİ SEZEN

12 Ekim 2026 Pazartesi 22:37

Bu yazı yazılalı birkaç gün oldu ama, güncelliği bir türlü geçmiyor.

Son yıllarda çok görülen çalma, çırpma ve yolsuzlukları sadece ahlaki bir bozulma olan hırsızlık, çıkarcılık olarak görmek bence sorunu hafife almak gibi.

Ekonomide, sosyal adalette, eğitimde ve sosyal ilişkilerde bireysel tavır ve tercihlerimiz, tartışmalarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası ve Türk varlığının- Türk kimliğinin çözülmesi yönünde ciddi bir tehdittir. Sebebini cehalete, menfaate yüklemek yanıltıcı bir tespit olsa gerek. Bence; planlı, programlı, siyasal bir operasyondur. Hedef; tarihin ve zamanın bir türlü hazmedemediği Türk Varlığıdır. İçerde de dışarda da bu tür düşmanlığın izlerini görmek hiç de zor değil. Bu tür rahatsızlıkları bir vehim gibi görenler var. Koskoca imparatorlukların, devletlerin yıkıldığı, milletlerin tarih sahnesinden çekildiği yine tarihin sayfalarında kayıtlı değil mi?

Ulusal varlığımız, birçok kesimin en büyük rahatsızlığı. Hedef: M. Kemal ve onun en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti. Fertler, siyasi partiler, iktidarı, muhalefeti birbirini yemeye çalışırken yapılanlar demokrasi mücadelesinden çok öte. Olan bu millete oluyor. Para değerimiz, milli güvenliğimiz, halkın huzuru, gelecek kaygılarımız, gülmeyen yüzümüz, kendimizden başkasını düşünmeyen bencilliğe varan halimiz söz konusu tehlikelerin açık işaretleri değil mi?

Kendinden başkasını düşünmeye fertlerden oluşan bir halk, hizmet idealini kaybetmiş siyasi rant peşinde koşan yöneticiler olursa ne olur o ülkenin hali?

Cumhuriyet ekonomik, sosyal, kültürel, kalkınmacı, üretimden yana, barış ve kardeşlik düzeni değil mi? Tam Bağımsızlık, milli onur, vatandaşın mutluluğu Cumhuriyetin hedeflerinden değil mi? Papazı verirken Hocayı alabiliyor muyuz? Asker göndermeye hazırken parası ödenmiş uçakları alamamaya ağlanmaz mı? Hep ağlamak mı lazım?

Gülmek için biraz anlamak, biraz çaba. “Hepimiz birimiz için birimiz hepimiz için” diyenler ne güzel demiş.

Parola bu olmalı.

Bu yazı toplam 235 defa okunmuştur.
Yorumlar