RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMET

YUNUS YAŞAR
05 Eylül 2026 Cumartesi 20:34
Bir grup ünlü Rus yazarı 11-14 Aralık 1994 tarihleri arasında Kültür Bakanlığı’nın çağrılısı olarak Antalya’daydı. Bunların arasında ünlü Türkolog Radi Fiş de vardı.
Dönemin Antalya İl Kültür Müdürü Musa Seyirci’yi makamında ziyarete gittiğimde Radi Fiş’le sohbet ederlerken buluyorum.
Radi Fiş: “Rus yazarları bana Rus turizm pazarından dünyanın en küçük ülkeleri pay almak isterken, siz burnumuzun dibindesiniz, niye bu en küçük payı almıyorsunuz? Üstüne üstlük Radi Fiş gibi gerçek bir dostları varken. Radi Fiş sayesinde Moskova’da Türk lobisini oluşturabilirler” sözünü aktarıyordu.
Radi Fiş, Türkiye’yi ve insanımızı çok iyi tanıyan bir Türkolog. “Ben de Halimce Bedreddinem” i dikkatle okuyunca daha iyi anladım.
Musa Seyirci, Radi Fiş’e; Neden Şeyh Bedreddini yazdığını soruyor.
“Nâzım’la on iki yıl arkadaşlık yaptım” diyor Radi Fiş ve devam ediyor; “Nâzım’ın Şeyh Bedreddin Destanı’nı Rusça’ya çevirirken Bedreddin’in bilgin kişiliğinin yanında, destansal yaşamı dikkatimi çekti. Nâzım ölünce başladım Beddeddin’in gezdiği çoğrafyada O’nu araştırmaya. Deli Orman’a, İznik’e, Tire’ye, Tire’nin Dabbey köyüne, Birgi’ye, Karaburun’a, Manisa’ya, Bursa’ya, Silistri’ye gittim. Tire - Manisa arasına atla ne kadar sürede gidilebilir. Günlerce aylarca inceledim. Köylülerle konuştum. Bedreddin’le ilgili dünyadaki en büyük yapıtları okudum. Çok yararlandım, Bedreddin gözümde çok büyüdü. Yazmaktan korktum. Sekiz yılda (1975-1983) yazabildim. Rusya’da ve Türkiye’de ilgi gördü.”
Musa Seyirci; Radi Fiş’e, Mevlana ile ilgili kitabını soruyor.
Radi Fiş: “Benim ustam Nâzım’dır diye yanıtlıyor. O’nun tezgâhından geçtim, büyük ozanın çırağı olmaktan hep övündüm. Biliyorsunuz dedi, Nâzım gençlik yıllarında Hz. Mevlana’dan esinlenmiştir. Nâzım’ı okuyunca Mevlana’ya, onun geniş dünya görüşüne, insana bakışına ilgi duydum. Yaşadığı coğrafya ve kültür dünyası ile birlikte Mevlana’yı yazmaya çalıştım.”
Musa Seyirci sözü tekrar Nâzım Hikmet’e getiriyor.
Radi Fiş: “Nâzım’la on iki yıl çok yakın, baba oğul gibi bir dostluğu paylaştık diyor. Ülkesini ve insanını bu denli seven, iyi tanıyan çok az sanatçı vardır dünyada. O’nun bütün yazdıklarında Çukurova’nın, Afyon’un, İstanbul’un kısacası Anadolu’nun insanı vardır. Yeni bir şiir ya da oyun yazınca beni çağırır, görüşlerimi sorardı. Eleştiri beklerdi. Tartışalım isterdi. Özellikle oyunları üzerine konuştuğumuz eleştirileri dikkate alır gerekli değişiklikleri yapardı. Ben de Rusça’ya çevirirdim.”
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
