PENTÜRÜN EŞKIYASI İBRAHİM ÇİFTÇİOĞLU

GAZANFER ERYÜKSEL
23 Mart 2026 Pazartesi 22:44
İbrahim Çiftçioğlu’nu da sonsuzluğa gönderdik. (19523 Çorum-2026 Datça) Onun adı ressam diye yazılsa da bir kelimeyle ifade edilemeyecek denli geniş açılı bir ışıktı. Bizler bugün de akşam oldu desek de o kesintisiz kaynağıydı ışığın. Hem söylem hem de eylemdi o.
Yaşam, ki çoğul bir tümcedir o, buzdağına benze çokluk, dip sulara daldığımızda, dalabildiğimizde, saklısındaki sözün magmasıyla yüzleşirsiniz, suskun gibi görünen yanardağın biriken lâvlarıyla. Suyun ateşle imtihanıdır bu. Ne çok rengi, gölgesi, deseni, lekesi vardır. Yaşanmış, yaşanmamış hayatların bileşkesi, açıortayı, bileşik kapları… Sözün imbiğindeki zerre, dil içi bir çeviridir aslında. Onu ışığın resim diliyle söylediğinizde o hem kendisi hem de ötekidir artık. Çağların aynalar galerisindeki değişende değişmeyen… Ellerini göremezsiniz ama hissedersiniz size dokunduğunu… Size bakıp da bilinç ne kelime bilinçaltınızdaki resimleri tuale taşıdığını. Yıldızlar kalem olsa yazılıp çizilemeyenleri söylemenin sabrı, çilesidir artık giderken kalmanın yordamı.
İşte o yordamın vücut bulmuş hâliydi İbrahim Çiftçioğlu.
1990’lı yılların başları… Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda çalışırken şair, oyuncu ve yönetmen ve ressam Turgay Kantürk ben fakiri Kadıköy’de her pazartesi akşamı saat 18.00’de buluştukları bir sanat-edebiyat mahfiline davet etti. İşte bu mahfilde kimler yoktu ki, önce ressamları saymalıyım; Şenol Yorozlu, İbrahim Çiftiçioğlu, Adil Salih. Şairler ise Turgay Kantürk, Metin Cengiz, Ayten Mutlu, Engin Turgut, Orhan Alkaya, Fikret Tunçer, Serdar Koçak, Cenk Koyuncu… Bu mahfilden gidenler de oldu, Cenk Koyuncu, Şenol Yorozlu derken İbrahim de katıldı göç kervanına.
İşte bu mahfilde başladı İbrahim ile hukukumuz.
Hayatın ırmağı yatak değiştirerek Hitit toprağı Çorum’a saptı 1993’de. Nereye gidersem gideyim yaşamımın odak noktası, kesintisiz enerji kaynağı hep sanat oldu. Edebiyat, musiki ve her türlü kültür etkinliği.
Sene 1998 olduğunda Çorum’un yetiştirdiği en yetkin ressamlardan biri olan İbrahim Çiftçioğlu’nu arayıp sergi açmasını istedim. İstedim de o ailevi bir nedenle 26 yıldır Çorum’da gelmediğini ve gelmek de istemediğini söyledi. Uzun telefon görüşmelerinden sonra, “Yahu sen Çorum’a gel, aileden yine kimseyi görme ama kendi şehrini sanatından mahrum bırakma. Sana öğretmenevinde yer ayırtırız” mealinde bir konuşmayla ikna edebildim.
İbrahim Çiftçioğlu resim sergisini o dönem var olan Akbank Sanat Galerisinde açtık. İbrahim de şeytanın bacağını kırmış oldu.
Sosyal medyada görüyorum ben fakir dahil kaç arkadaşının, dostunun evinin duvarlarında resimleri var.
Ben fakirin ırmağı yönünü yine bir deniz şehri olan Antalya’ya çevirdiğinde bu kez Çorum Cezaevinde mahkumlara açılan bir karma sergiye de İbrahim Çiftçioğlu eserleriyle katkı verdi.
İstanbul’dan Datça’ya çevirdi İbrahim’in ırmağı yönünü. Orada yaptıkları ise girişte söylemeye çalıştığım yordamın bire devamı oldu şüphesiz. Söylemi eyleme dönüştürdü hep yaptığı gibi. Tüm kitaplarını yeniden düzenlenerek Demokrasi Evi’ne dönüştürülen eski cezaevindeki kütüphaneye bağışladı.
İbrahim Çiftçioğlu, bıraktığı eserleriyle bizimle kaldığı gibi özel kitaplarını bağışladığı bir kütüphanede de onları okuyanlara dokunarak yaşamaya devam ediyor ve edecek.
Sevgili İbo, sen benim bir şiirimden yola çıkaran resim yanmıştın ya, ben fakir de seni bir şiirimle selamlıyorum. Dünya ne kelime kâinat küçük buluşacağız elbet.
Pentürün Eşkıyası
Külleri yangın yerlerinin
Savrulunca rüzgârla
Usulca süzülürler
Denizlerin mavisine
Çıkmak’çün
Göklerde biriken ahına
Hasretlerin
Semavi âlemlerde
Semah dönmek var ya
Yazıda izdüşümü değilse nedir
Giderken kalan seslerle hayatların

- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
