OSMAN ÖZKÖYLÜ İLK MAÇINDA KAZANDI

KAHRAMAN KÖKTÜRK
22 Eylül 2026 Salı 21:08
Osman Özköylü, Antalyaspor ile çıktığı ilk maça kazanarak başladı.
Kadro tercihlerini ve ortaya çıkan oyunu Kutay Hoca ile biraz konuşacağız ancak bana göre Antalyaspor için Ümraniyespor ve Vanspor maçlarında kazanmak, oynanan oyundan çok daha önemliydi. Çünkü kadro kalitesi olarak ağır favori olduğun iki maçta yaşayacağın puan kayıpları, sıralamadaki yerini fazlasıyla etkileyebilirdi. Kaos ortamında gelen iki galibiyet, Osman Hoca’ya Boluspor maçını da işin içine kattığımızda oyunu oturtabilmesi için yaklaşık 25 günlük oldukça değerli bir zaman kazandırdı.
Samet Karakoç’un sol stoper, Mevlüt’ün sağ kanat, Safuri’nin ise 10 numara oynaması gerektiği yönündeki düşüncelerimiz ilk maçta karşılığını buldu. Bizim tek farklı beklentimiz merkezde Pedrinho-Soner yerine Samet-Soner ikilisini görmekti. Osman Hoca, Pedrinho’dan vazgeçmedi. Bunu da anlayışla karşılamak lazım. Pedrinho’nun şu anda oynadığı oyun çoğu kişiyi tatmin etmiyor olabilir ancak oyuncunun geçmişte ortaya koyduklarını teknik direktörler de unutmuyor. Genel anlamda baktığımda Osman Özköylü’nün ilk maçında maceradan uzak, temiz bir ilk 11 gördük.
Oyuna gelirsek, bu kadar kısa sürede inanılmaz bir değişim görmemiz zaten mümkün değildi. Burada benim için en önemli detaylardan biri takımın isteğiydi. Osman Hoca saha kenarında maçı yaşayan, sürekli oyunun içerisinde kalan bir teknik adam. Oyuncu grubunun sahadaki mücadelesinde de bunun karşılığını gördüm. Bir de elinizde Mevlüt gibi ne yapacağını her an kestiremeyeceğiniz bir yetenek varsa ve onu ilk 11’de başlatıyorsanız, arka direğe o pası keser; siz de 1-0 öne geçersiniz.
Antalyaspor’un topa sahipken sahaya nasıl yerleştiğine biraz bakalım. Maçın başlangıcında Bünyamin’in stoperleştiği üçlü kurulumun önünde Soner sol içte, Pedrinho sağ içte konumlandı. Mevlüt biraz daha ikinci bölgeye gelerek çizgiye basarken, Safuri’yi yüksekte sağ iç koridorda gördük. Sol tarafta ise Güray genişliği sağlıyor, Streek daha yüksekte sol iç koridora yerleşiyordu.
Buradaki asıl önemli detay, ilk fazdaki üçlü kurulumun sabit bir oyuncu üzerinden yapılmamasıydı. Güray’ın stoperleşip Bünyamin’in çizgiye bastığı sekanslarda Mevlüt iç koridora giriyor, Safuri daha derine geliyordu. Sol tarafta ise bu kez Streek çizgiye basarak genişliği sağlıyordu. Pedrinho’nun iki stoper arasına girerek üçlüyü oluşturduğu anlarda ise Bünyamin merkeze girip Soner’in yanına konumlandı. Yani Antalyaspor ilk fazı yine üçlüyle kurmak istiyor ancak bu üçlünün üçüncü oyuncusu sürekli aynı isim değil. Üçlüyü kimin tamamladığına göre takımın önündeki yerleşim ve oyuncuların işgal ettiği koridorlar da değişiyor. İlk maçtan gördüğümüz en belirgin yapısal detaylardan biri buydu.
Safuri konusunda ise rolün biraz daha netleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Safuri’yi atağın geliştiği tarafa göre sağ veya sol iç koridorda bağlantı oyuncusu olarak kullanmak bana daha doğru geliyor. Çünkü Safuri, half-space’ten sürekli derin koşu tehdidi yaratabilecek profilde bir oyuncu değil. O koşuyu gösterebilir ama aynı kalitede sürekli atamaz. Safuri’nin asıl değeri koşuyu atan oyuncu olmasından çok, o koşuyu gören ve final pasını atan oyuncu olmasında. Dolayısıyla onun iç koridor yerleşimini de bu özelliğini besleyecek şekilde kullanmak gerekiyor.
Top rakipteyken de iki farklı yapı gördük. Ön alan baskısına gidildiği anlarda Safuri ve Costa stoperlere çıkıyor, Soner rakibin 6 numarasını alıyor ve iki kenar oyuncusu merkeze daralıyordu. Böylece 4-3-1-2’ye benzeyen bir baskı yerleşimi ortaya çıkıyordu. Burada dikkatimi çeken detay, stoperlerden birinin merkeze çıkması yerine kenar oyuncularının merkeze iyice sokularak merkezdeki eşleşmeleri tamamlamasıydı.
+Antalyaspor baskı yapmak yerine rakibi karşıladığında ise yapı daha da değişti. Merkezdeki birebir eşleşmeler devam ederken rakibin kanatları içeri girdiğinde Antalyaspor bekleri de onlarla beraber içeri daralıyor, Antalyaspor’un kanat oyuncuları ise rakip bekleri savunuyordu. Bu sekanslarda takımın zaman zaman 6-3-1’e kadar dönüşen oldukça dar bir karşılama yapısına geçtiğini gördük.
Bugün için “Antalyaspor topa sahipken çok iyiydi” ya da “top rakipteyken çok iyiydi” demek elbette çok erken. İlk maç üzerinden daha çok Osman Özköylü’nün ne yapmak istediğine dair ilk işaretleri konuşabiliriz. Üçlü ilk faz kurulumu var ama bunu oluşturan oyuncu sabit değil; buna bağlı olarak ön taraftaki yerleşimler değişiyor. Topsuz oyunda ise baskı ile rakibi karşılama arasında farklı yapılara geçebilen bir takım oluşturulmaya çalışılıyor.
Üstelik bütün bu değerlendirmeyi yaparken şu gerçeği de unutmamak lazım: İşlerin yolunda gitmediği bir dönemde bile bu ligde 7. sırada bulunan bir Antalyaspor’dan bahsediyoruz. Biraz hava yakalandığında, saha içindeki organizasyon da oturmaya başladığında bu hikâyede söz sahibi olabilecek oyuncu kalitesine sahip bir takım var.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
