ORTAK AKIL…

MEHMET YENİKAYNAK
27 Ağustos 2026 Perşembe 23:45
Antalya’yı konuşurken genellikle turist sayısını, otellerin doluluk oranlarını ve ekonominin büyüklüğünü konuşuyoruz. Oysa Antalya artık yalnızca bir turizm şehri değil; milyonlarca insanın yaşadığı, her yıl yüz binlerce kişinin geldiği, tarımın, ticaretin ve sanayinin de önemli merkezlerinden biri. Dolayısıyla büyüyen Antalya’nın sorunları da artık günübirlik çözümlerle geçiştirilemeyecek kadar büyük.
Bugün Antalya’nın en önemli gündemlerinin başında trafik ve ulaşım geliyor. Kent büyüyor, araç sayısı artıyor ancak ulaşım altyapısı aynı hızda gelişemiyor. Sabah ve akşam saatlerinde ana arterlerde yaşanan yoğunluk artık günlük hayatın bir parçası haline geldi. Çözüm yalnızca yeni yollar yapmak değil; raylı sistemin yaygınlaştırılması, toplu taşımanın daha cazip hale getirilmesi, kavşakların bilimsel verilerle yeniden düzenlenmesi ve şehir merkezine alternatif ulaşım koridorlarının oluşturulmasıdır.
İkinci büyük sorun ise barınma ve kira maliyetleri. Antalya’da yüksek kiralar artık yalnızca dar gelirlinin değil, memurun, emeklinin, öğrencinin ve turizm çalışanının da temel problemi. Son dönemde yüksek kira ve trafik maliyetlerinin kentteki yaşam stresini artırdığına ilişkin araştırmalar da gündeme geldi.
Burada yapılması gereken açık: Antalya’da sosyal konut üretimi artırılmalı, çalışan nüfusun ulaşabileceği bölgelerde planlı konut alanları oluşturulmalı ve kent merkezindeki konut arzını artıracak şehircilik politikaları geliştirilmelidir. Antalya’da çalışan insan, çalıştığı şehrin dışında yaşamak zorunda kalmamalıdır.
Altyapı ve su yönetimi de artık ertelenemez. Antalya gibi yağışı zaman zaman çok yoğun alan bir kentte yağmur suyu drenajı, kanalizasyon ve içme suyu şebekeleri sürekli yenilenmek zorunda. Antalya Büyükşehir Belediyesi son yıllarda önemli kanalizasyon yatırımları yaptığını ve yaklaşık 995 kilometrelik kanalizasyon hattı döşendiğini açıklıyor. Ancak şehrin bazı bölgelerinde hâlâ su kesintileri, altyapı arızaları ve aşırı yağışlarda su baskınları gündeme geliyor.
Bir başka başlık ise yangın riski. Antalya’nın ormanları yalnızca turizmin değil, bu kentin yaşam kaynağıdır. Yaz aylarında sıcaklık ve kuraklık arttıkça yangın riski de büyüyor. Bu nedenle yangın çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, çıkmadan önce önlemek gerekiyor. Orman sınırlarına yakın yerleşimlerde denetim artırılmalı, yangın yolları ve su kaynakları sürekli hazır tutulmalı, mahalle bazında erken uyarı sistemleri güçlendirilmelidir. Son haftalarda Gazipaşa ve Kumluca dahil olmak üzere farklı bölgelerde yangınlarla mücadele edilmesi, bu konunun neden sürekli gündemde tutulması gerektiğini gösteriyor.
Turizmde ise artık yalnızca “kaç turist geldi?” sorusunu sormak yetmiyor. Asıl soru, gelen turistin Antalya ekonomisine ne kadar katkı sağladığı olmalı. Turizm gelirinin esnafa, taksiciye, restoranlara, alışveriş merkezlerine, üreticiye ve kentin diğer sektörlerine daha fazla yayılması gerekiyor. Kayıt dışı turizm ve özellikle ruhsatsız kısa süreli konaklama faaliyetleri konusunda da etkin denetim şart.
Bütün bunların yanında Antalya’nın tarım, sanayi ve ticaret altyapısını da güçlendirmemiz gerekiyor. Antalya sadece otellerden ibaret değildir. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan bir Antalya yaratmak zorundayız.
Peki çözüm nerede?
Bence çözümün ilk şartı, Antalya’nın sorunlarını siyasi tartışmaların dışına çıkarıp ortak akılla yönetmek.
Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, valilik, bakanlıklar, ATSO, AESOB, meslek odaları, üniversiteler, turizm sektörü ve sivil toplum kuruluşları aynı masada buluşmalı. Antalya’nın 5, 10 ve 20 yıllık ulaşım, konut, su, altyapı, turizm ve çevre master planları hazırlanmalı.
Çünkü Antalya’nın artık günü kurtaracak projelerden çok, geleceği kurtaracak bir şehircilik vizyonuna ihtiyacı var.
Antalya hâlâ Türkiye’nin en değerli şehirlerinden biri. Ama değerli olmak başka, iyi yönetilen ve yaşanabilir bir şehir olmak başka.
Önümüzdeki dönemin asıl hedefi, daha fazla bina ve daha fazla turist değil; daha yaşanabilir, daha ulaşılabilir, daha güvenli ve vatandaşının kentinden kopmadığı bir Antalya olmalıdır.
Antalya’nın buna ihtiyacı var. Hem de artık çok daha fazla.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
