MAZOT, GÜBRE VE ÇİFTÇİNİN ÇİLESİ

AHMET DİKİCİ
27 Eylül 2026 Pazar 21:03
Mazot, Gübre ve Çiftçinin Çilesi: Emeğin Karşılığı Bu Olmamalı
Anadolu’nun sarı başaklı ovalarından tarlaya dökülen her damla alın teri, asırlardır bu toprakların ekmeğini, bereketini var etmiştir. Memleketin "tahıl ambarı" sayılan İç Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırlarından Konya ve Karaman’ın bereketli topraklarına kadar uzanan bu kadim coğrafya, yüzyıllardır bu ülkenin mutfağının, ekmeğinin güvencesi olmuştur. Ancak bugün, tarladan sofraya uzanan o kutsal zincirin en başındaki kişi olan çiftçi; artan masraflar, değersizleşen ürün fiyatları ve her geçen gün iyice ağırlaşan borç yükünün altında adeta ezilmektedir. Ekmekten makarnaya, yeme, süte kadar her şeyin temeli olan buğdayda ve arpada yaşanan bu adaletsiz hesaplar, sadece üreteni değil, bütün ülkenin geleceğini tehlikeye atmaktadır.
Devletin alım rakamlarına ve tarım borsasındaki duruma şöyle bir bakıldığında, tarladaki kazanç ile masraf arasındaki uçurumun ne kadar büyüdüğü açıkça görülmektedir. Devletin açıkladığı ekmeklik ve makarnalık buğdayın alım fiyatı ton başına 16.500 lira (yani kilosu 16.50 lira) civarındayken, tüccarın ve tarım borsasındaki serbest piyasanın verdiği fiyat kalitesine göre 17.50 lira ile 19.30 lira arasında değişmektedir. Ülkenin buğday deposu olan bu yerlerde, hayvanların yiyeceği arpanın tonu devlet tarafından 12.750 liraya alınırken, tarım borsasında kilosu ortalama 12.50 lira ile 14.60 lira arasında el değiştirmektedir.
Ancak bu rakamlar, durmadan artan pahalılık ve tarlaya atılan masraflar karşısında bomboş kalmaktadır. Çiftçinin eline geçen para, tarlaya ektiği tohumun parasını bile karşılamaktan uzaktır. Ürünün değeri ya yerinde saymakta ya da enflasyonun çok gerisinde kalmaktadır; ama tarlayı süren motoru çalıştıran, toprağı besleyen her şey her gün zamlanmaktadır.
Litre fiyatı 100 liraya dayanan mazot, çiftçinin belini büken en büyük dertlerden biridir. Traktörün kontağını çevirmek, tarlayı sürmek, ekin ekip biçmek artık neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bu durum, buğday ve arpa ekenler için adeta vicdan sızlatan bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Çiftçinin traktörünün deposuna 1 litre mazot koyabilmesi için tarlasından hasat ettiği buğdaydan 5.5 ila 6.5 kiloyu gözden çıkarması gerekmektedir. Tarım borsasındaki rakamlara bakıldığında ise 1 litre mazot alabilmek için neredeyse 7 ila 8 kilo arpa satmak şart olmaktadır. Ömrünü toprağını işleyerek geçiren bir insan, ürettiği mahsulle traktörüne mazot bile alamaz duruma gelmişse, orada artık tarımdan, üretimden söz etmek imkansızlaşır.
Toprağın gücünü korumak ve verimi artırmak için mecburi olan kimyevi gübreler de bütçeleri ezip geçmektedir. Toprağa can veren Üre gübresinin tonu 30 bin liranın üzerinde (50 kiloluk bir çuvalı 1.500 liranın üstünde) satılırken, DAP gübresi markasına göre 34 bin ila 42 bin lira arasında değişen fiyatlarla tarlaya girmeyi beklemektedir. Hesap ortadadır: Tarım borsasında kilosu ortalama 18 liradan alıcı bulan buğdayla hesaplandığında, sadece tek bir çuval gübre alabilmek için yaklaşık 83-85 kilo buğday vermek gerekmektedir. Bir çuval gübreye neredeyse bir çuval dolusu buğday vermek, çiftçinin gelecek yıla umutla bakmasını engellemekte, tarlaları gübresiz bırakarak ürünün ziyan olmasına yol açmaktadır.
Üstelik masraf sadece mazot ve gübreyle bitmemektedir. Çiftçinin sırtındaki yükü artıran başka dertler de vardır. İyi, hastalıksız ürün almak için şart olan sertifikalı tohumlar ile yabancı otlara ve hastalıklara karşı kullanılan tarla ilaçları her sezon başı çiftçinin cebini yakmaktadır. Kendi toprağı olmayıp tarlasını yarıcılıkla ya da parayla kiralayan üreticiler için dönüm başına ödenen kiralar, elde edilen bütün kazancın büyük kısmını alıp götürmektedir. Traktörün bozulan yedek parçasından lastiğine, hasat zamanı gelen biçerdöver parasından ürünün nakliyesine ve tarlada ter döken işçinin yevmiyesine kadar her şey ateş pahasıdır.
Karaman Ziraat Odasının yaptığı saha hesaplamalarına göre; tarlayı sürmekten harmana kadar 1 dekar buğdayı üretmenin brüt masrafı 7 bin lirayı çoktan aşmış durumdadır. Devletin verdiği az buçuk tarımsal destekler hesaba katıldığında bile masraf çiftçinin sırtından inmemekte, elde edilen ürün parası bu kadar borcu karşılamaya yetmemektedir.
Karaman’ın, Konya’nın ve bütün Türkiye’nin ovalarında toprağına bağlı kalıp inançla üretim yapmaya çalışan çiftçi, borç batağının içinde kıvranmaktadır. Eğer çiftçi tarlaya küser, üretimden vazgeçerse; yarın bu ülkenin 85 milyonu ekmeği, unu, eti, sütü çok daha pahalıya dış ülkelerden almak zorunda kalacaktır. Gıda işi bu memleketin en büyük güvenlik meselesidir; bu yüzden mazot, gübre ve tohum gibi en temel girdilerdeki vergiler ve yükler acilen hafifletilmelidir. Devlet desteği çiftçi tarlaya giderken, ekim zamanı verilmeli; ürün fiyatları da hayat pahalılığı karşısında ezilmeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki tarladaki bu yangın söndürülmezse, yarın ne mutfaktaki yangın söner ne de çiftçinin huzuru kalır.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
