İDEOLOJİK EĞİTİMİN KURBANI OLDULAR!

GÖZDE DOLAYMAN
05 Ekim 2026 Pazartesi 17:33
"Bir ülkeyi yok etmek istiyorsanız, eğitim sistemini çökertin yeter."
Evet, bir ülkenin geleceğini görmek istiyorsanız okullarına bakmanız yeterli.
Topluma katkı sağlayacak bireyler yetiştirmek ciddi bir mesele. Yıllardır eğitim sistemimize ilişkin tartışmalar süregeliyor. Eğitim sistemimiz sürekli değişiyor. Çocuklar tam yeni sisteme alıştı derken o yeni sistem de yeniden değişiyor. Türk eğitim sisteminde müfredatlar yenilendikçe, sınav sistemi değiştikçe çocuklar bocalıyor. Sınav odaklı bir sistemin içinde çocuklarımız sürekli olarak yeni sisteme adapte olmaya çalışıyor. Vaziyet buyken çevre ve aile baskısıyla sınavlara hazırlanan gençler de öğrenmek için değil, sınavı kazanmak için çalışır hale geliyor.
Bir çocuğun ya da gencin başarısının yalnızca sınavda çıkan soruları doğru çözmesiyle ölçülebileceğine inanmıyorum. Sanata, müziğe, spora ilgi ve yeteneği olanların yaşadığı baskıdan ise hiç bahsetmiyorum.
Öncelikle, Türk evladı kendini yeterince ifade edebiliyor mu?
Eleştirel düşünebiliyor mu? Sorgulayabiliyor mu mesela hayatı?
Sanata, bilime, spora veya teknolojiye ilgi duyuyor mu?
Toplum içinde sorumluluk alabiliyor mu?
Sınav merkezli anlayış sürdüğü müddetçe ne yazık ki pek çok evladımızın ziyan olacağı kanaatindeyim.
Çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren bir yarışın içine sokuluyor. Dershaneler, özel dersler, deneme sınavları ve test kitapları arasında çocukluklarını unutuyorlar.
Eğitim sistemimizin en önemli problemlerinden biri de ezberci anlayışın tamamen ortadan kaldırılamamış olması.
Ezberi kuvvetli olan bir öğrenci o bilgiyi ezberleyebilir. Ya kuvvetli olmayan?
Eğitimin kalitesi her geçen gün daha da düşüyor, ne yazık ki.
Eğitim sisteminin temel taşı olan öğretmenlerimize de saygı kalmadı artık...
Öğretmenlerimiz öğrencinin psikolojisini anlamaya, veli iletişimini yürütmeye ve sürekli değişen eğitim sistemine ayak uydurmaya çalışıyor.
Bir öğretmenin çalışma koşullarının kalitesini artırmadan, can güvenliğini sağlamadan eğitimde kalıcı bir kalite artışı sağlamak mümkün değil.
Eğitimde fırsat eşitsizliği ise kanayan yaramız...
Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşayan çocukların eğitime erişim imkanları aynı değil.
Bir öğrencinin özel okula, yabancı dil eğitimine, teknolojik imkanlara, özel derse ve sosyal aktivitelere ulaşabilmesi ile başka bir öğrencinin temel eğitim ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması arasında uçurum var.
Bu uçurum yalnızca bugünün değil, yarının da eşitsizliğini oluşturuyor.
Eğitimdeki fırsat eşitliği mevzusu çok derin. Eğitim politikalarının merkezinde yalnızca başarı değil, adalet de olmalı diye düşünüyorum.
Diğer yandan okul aynı zamanda hayatı öğrenme alanı olmalı.
Sanat olmalı.
Spor olmalı.
Müzik olmalı.
Tiyatro olmalı.
Bilim laboratuvarları olmalı.
Çocukların yeteneklerini keşfedebileceği alanlar olmalı.
Bunlar bazı okullarda imkan dahilinde olsa da bazılarında neredeyse hayal... Bu da eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin başka bir yüzünü ortaya çıkarıyor.
Bir diğer önemli husus mesleki eğitimin yeterli olup olmadığı...
Her öğrencinin akademik bir kariyer yapmak zorunda olduğu düşüncesinden artık vazgeçmeliyiz.
Bir çocuğun üniversiteye gitmemesi onun başarısız olduğu anlamına gelmez.
Mesleki beceriler, teknik eğitim ve uygulamalı öğrenme çok daha güçlü hale getirilmeli.
Çünkü ülkenin yalnızca akademisyenlere ihtiyacı yok. Teknisyenlere, ustalara, tasarımcılara, zanaatkarlara ve üretimin her alanında nitelikli insan gücüne ihtiyacı var.
Velhasıl kelam eğitim politikalarının merkezinde sınavlar değil, çocuklar olmalı. Yanlış eğitim politikaları ile çocuklarımız ideolojilere kurban edilmemeli.
Türkiye'deki eğitim sisteminde yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var.
Öğretmeni güçlendiren, öğrenciyi merkeze alan, fırsat eşitliğini sağlayan, bilimi ve teknolojiyi destekleyen, sanatı ve sporu eğitim hayatının ayrılmaz parçası haline getiren bir anlayış olması gerekiyor.
Çünkü eğitimde yapılan her hata yalnızca bugünün öğrencisini etkilemez.
O hata yıllar sonra toplumun tamamının karşısına çıkar ve tüm toplumu etkiler vaziyete gelir.
Bugün bir çocuğun eğitiminden eksilttiğimiz her şey yarının Türkiye'sinden eksilir.
Bu yüzdendir ki, en mühim vazifemiz eğitim sistemimizi sağlam bir zemine oturtmak!
Çocuklarımızın hayatının sınav sorularının ağırlığı altında ezilmediği,
Aynı eğitim koşullarına sahip olduğu bir gelecek temennisiyle...
Esen kalın..
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
