05 Temmuz 2026
  • Antalya27°C

HATAP UN FABRİKASI MÜZESİ’NDE ZAMAN YOLCULUĞU

AHMET İLBARS

05 Temmuz 2026 Pazar 16:06

Çorum’un simge sanayi kuruluşlarından Hatap Un Fabrikası’nın bahçesinde, zamanın durduğu, hatta tersine aktığı çok özel bir mekândayız bugün. Yakın dostum, makine mühendisi Latif Kavukçu’nun tam 16 yıl önce büyük bir emekle kurduğu müzeden bahsediyorum. Yaklaşık ikiyüz metrekarelik bu mütevazı ama derinlikli alanı bugün üçüncü kez birlikte gezdik. Her köşesinde sanayi tarihimizin, aile bağlarının ve üniversite yıllarımızın izlerini barındıran bu ziyaret, adeta yüzyıllık bir panoramanın retrospektif sergisi gibiydi.

Müzeye adım attığınızda sizi ilk karşılayan, makinelerin o heybetli ve karakteristik geçmişi oluyor. Sanayi Kalkınma Bankası’ndan alınan krediyle kurulan fabrikanın ilk dönemlerine ait, 1930 yılı Fransız yapımı bir vals (roller mill) ve ahşabın sıcaklığını taşıyan bir başka makine (grain seperator), üretimin ilk tanıkları olarak orada duruyor. Hemen yanlarında ise 1960 yılında İngilizlerin anahtar teslimi yaptığı dönemden kalan bir makine (Simon marka) yer alıyor.

whatsapp-image-2026-07-05-at-16-12-55.jpeg

O yıllarda devlet, fabrikaların günlük üretim ve sevkiyat miktarını denetlemek için özel bir memur görevlendirirmiş. Dostum Latif’in hatırlattığı, o dönem bu sevkiyatları kayıt altına almak ve vergilendirmek amacıyla uygulanan bu sisteme “Muamele Vergisi" deniyordu. Bu verginin izleri, fabrikanın sadece un değil, aynı zamanda dönemin iktisadi zorluklarının olduğunu da gösteriyordu.

whatsapp-image-2026-07-05-at-16-13-01.jpeg

Müzenin en kıymetli köşelerinden biri de Çorum’un meşhur Hakkı Bilal Müessesesi’nin kurucusu merhum Hakkı Bilal’e ait olan gazete arşivi. İkinci kuşak temsilcisi Fikret Bilal tarafından müzeye hediye edilen, 1939-1945 yıllarını içeren (İkinci Dünya Harbi Yılları) 6 yıllık ciltlenmiş Akşam gazetelerinin sayfalarını karıştırdım. İkinci Dünya Savaşı’nın o karanlık, kaygılı ama bir o kadar da tarihi günlerinin manşetleri hâlâ ilk günkü gibi canlıydı.

Hatap Un Fabrikası’nın ikinci kuşak sahiplerinden Abdullah Kavukçu ve Yaşar Kavukçu’ya ait kişisel eşyalar ise müzeye bambaşka bir ruh katmış. Müzenin fikir babası da olan Abdullah Bey’in kendi el yazısıyla Hatap’ın tarihçesini kaydettiği ajandası, adeta yaşayan bir hafıza. Latif’in babasına ait eski fotoğraf makineleri ve karanlık oda ekipmanları, mekanik teknolojinin estetiğini gözler önüne seriyor. Hele o Facit marka mekanik hesap makinelerinin çeşitleri, eski daktilolar... 

Ve tabii ki bizi 55 yıl öncesine, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki gençlik yıllarımıza götüren o camekan!..

whatsapp-image-2026-07-05-at-16-13-07.jpeg

Latif’in ve benim 1972-1977 yılları arasında masalarımızdan eksik etmediğimiz Aristo marka sürgülü hesap cetvelleri ve sonrasında hayatımıza giren ilk Casio elektronik hesap makineleri yan yana duruyordu. Hemen yanlarında bize bakan pergel takımları, t-cetvelleri, aydınger kağıdına çini mürekkebi damlatan rapido kalemler... O an, Tasarı Geometri derslerinden geçmek için ne kadar zorlandığımızı, o ödevleri yetiştirmek için döktüğümüz alın terini yad ettik. Üniversite yıllarımızın o tatlı telaşı içimizi titretti.

Müze sadece sanayi ve mühendislik tarihinden ibaret değil; bir etnografya müzesi zenginliğinde. Bir mankenin üzerinde sırma işçiliğiyle parıldayan, yüzyılı devirmiş geleneksel bindallı bir kadın kıyafeti ile onun karşısında duran eski bir Osmanlı Paşasına ait tören üniforması göz kamaştırıyordu. 

whatsapp-image-2026-07-05-at-16-13-17.jpeg

Müze çıkışında ise bizi zamanın yük taşıyıcıları karşıladı. Balkanlar’dan göçle gelmiş hissi uyandıran, ahşap tekerleklerinin radyal uzantılarını bağlayan kalın metal çemberiyle, ön tekerleklerin sağa sola dönmesini sağlayan o dahi mekanizmasıyla bir at arabası... Ve hemen yanında, çürüyen tekerlekleri Latif tarafından bir ustaya aslına uygun olarak yeniletilen gururlu bir kağnı arabası.

Bugün hayatta olmayan fabrika kurucularının ve ailelerinin fotoğraflarına bakarken içimi derin bir saygı kapladı. Fikir babası merhum Abdullah Kavukçu olsa da, eğer yeğeni Latif Kavukçu’nun 16 yıldır titizlikle sürdürdüğü bu vefa duygusu ve emeği olmasaydı, bu muazzam hafıza bugün var olamazdı.

whatsapp-image-2026-07-05-at-16-13-22.jpeg

Çorum’un sanayi kültürünü, emeği ve yaşanmışlığı geleceğe taşıyan bu özel müzeyi hayatımıza kattığı ve bizi geçmişimizle buluşturduğu için dostum Latif Kavukçu’ya kalpten bir teşekkürü borç bilirim. 

Geçmişine sahip çıkmayanların, geleceği inşa edemeyeceğini bir kez daha anladığım bir gün oldu. 

Geçmişe saygıyla... 

Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
Yorumlar