GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BAYRAMLAR

ŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
01 Nisan 2026 Çarşamba 20:51
Recep, Şaban, Ramazan derken bayram bile bitti gitti. Bizim çocukluğumuzda bayram sevincimiz bir başkaydı; “Yeni alınmış ayakkabılarımızla yatardık” diye bir giriş yaparsam, bu çok klasik bir cümle gibi gelebilir. Oysa ben başka bir pencereden bakacağım.
Değişen toplum değerleri içinde bayramlar artık çoğu zaman sadece dinlence ve tatil olarak yaşanıyor. Bu değişikliği sadece bizleri esir alan dijital ortama yükleyemeyiz. İnsanlar sanal ortamda tanışıp güzel anlarını gerçek hayatta da paylaşabiliyor. Fakat öncelikle en yakın çevremize, komşularımıza odaklanmalıyız.
Ben, çok uzun yıllar öncesine gitmeden, kendi çekirdek ailemden bahsetmek istiyorum. Denizli’den tekrar Antalya’ya taşındığımız yıllarda, gurbetten memlekete gelmenin sevinciyle her bayram çocuklarım ve eşimle akraba ziyaretlerine gidiyorduk. O zamanlar bayram gezmesini sıkıcı bulan çocuklarım, bir gün hiç olmadık bir yerde, bayram ziyaretleri vesilesiyle tanıdıkları bir akrabamın jestiyle çok sevinmiş ve bana, “Anne, iyi ki biz bayram ziyaretine gitmişiz” demişlerdi.
Onlar bizim çocukluğumuzdaki gibi, ellerinde naylon torbalarla -şimdi artık poşet diyoruz- babalarıyla bayram ziyaretlerine gidip şeker, çikolata, yerine göre mendil ve bozuk para toplamıyorlar ki. Bari büyüklerini ve akrabalarını tanısınlar.
Doğup büyüdüğüm memleketim Bitlis’te, ilkokul öncesi yıllarda babamla birlikte bayram ziyaretlerine giderken elimde bir naylon torba olurdu. Topladıklarımın sevdiklerimi yer, diğerlerini getirip anneme verirdim. “Şekerdanlığa koy anne, şekerlerimiz çoğalsın” derdim.
Anneler, yani evin kadınları, bayram gezmesine gitmezlerdi. Sadece evlerimiz aynı bahçe içinde olan amcalarımın bayramını kutladıktan sonra annem eve dönerdi. Akşam da büyük babamlara, yani annemin babasının evine, giderdik.
Ramazan Bayramı’nın üç, Kurban Bayramı’nın ise dört gününde kadınlar kahve pişirir, erkek çocukları yani delikanlılar da kahveyi ikram ederlerdi. Kadınlar, bayram bitip herkes işinin başına döndüğünde, mahallenin büyüklerini -tabii ki teyzeleri- ziyarete gidip ellerini öper, bayramlarını kutlarlardı.
Kaç yaşımda olduğumu hatırlamıyorum; fakat buna çok şaşırmıştım. “Anne, bayram bitti ya...” demiştim.
Öyle ya da böyle herkes çocukluğundaki bayramları özler. Fakat ben, esnaf olan babamın sadece dinî bayramlarda erkenden dükkânını açmak zorunda olmadığı, bizimle kahvaltı yaptığı ve kırtlama şekeriyle içtiğimiz sütlü kahveli bayram sabahlarını çok ama çok özledim.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
