İstanbul’da günlerdir süren yağışlar bize bir gerçeği hatırlatıyor: Bir gün kuraklıkla sınanırken, ertesi gün yolları taşıran sağanaklarla yüzleşiyoruz. İklim hiçbir zaman sabit gitmedi; ancak bugün bu yağmurları felakete dönüştüren iki ana kök neden var:
1. Isınan Atmosferin Su Tutma Kapasitesi Dünya ısınıyor. Isınan hava, bünyesinde çok daha fazla su buharı barındırabiliyor. Atmosfer adeta devasa bir süngere dönüşüyor; nemi topluyor ve uygun şartları bulduğu an tek bir noktaya boşaltıyor. Aşırı hava olaylarının şiddeti işte bu yüzden artıyor.
2. Betona Hapsettiğimiz Toprak ve Gasp Edilen Dere Yatakları Asıl kırılma noktası yeryüzünde yaşanıyor. Bir zamanlar yağmuru sünger gibi emen toprak, bugün beton ve asfaltla kaplı. Doğal akış yolu kesilen, çevresi yapılaşmaya açılan dereler ise suyun önünü kesiyor.
Gidecek yeri kalmayan su, bulduğu ilk yoldan—yani sokaklarımızdan—akmaya başlıyor. Şiddetli yağışlar geçmişte de vardı; yeni olan, ısınan gezegenin bu olayları sertleştirmesi ve bizim yeryüzünde yarattığımız tahribattır.
Artık yalnızca yağmurun ne zaman yağacağını değil, düştüğünde suyun gidecek bir yolu olup olmadığını düşünmek zorundayız.
Bu yazı toplam 224 defa okunmuştur.