DİJİTAL PİYASA YASASI MI, DİJİTAL KAPİTÜLASYON MU?

TUGAY TOYDEMİR
06 Ekim 2026 Salı 12:27
Türkiye’nin dijital turizm piyasasını düzenleyecek bir yasaya ihtiyacı var. Hem de acilen. Ancak önümüze getirilen “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi”, bütün piyasaya ortak kurallar koymak yerine yabancı platformlar için ayrı bir hukuk koridoru açıyor. Yerli seyahat acentaları mevcut sistemin yükümlülüklerini taşırken, küresel şirketlere özel bir faaliyet rejimi hazırlanıyor. Bunun adına modernleşme demeden önce, kimin yükünün hafiflediğine ve kimin rekabet gücünün aşındığına bakmak gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanlığından beklenen, Türkiye’de aynı işi yapan işletmeler arasında adil kurallar kurmasıdır. Dijital piyasayı düzenlemek, şirketlerin merkez adreslerine göre farklı hukuk menüleri hazırlamak değildir. Aynı oteli, aynı uçuşu, aynı tatili satan işletmelerin tüketiciye karşı sorumlulukları ve piyasadaki davranış kuralları ortak olmalıdır.
Teklifin asıl sorunu burada başlıyor.
1618’in yanına yabancılara özel geçiş kapısı
Teklifin 3’üncü maddesi, izin belgesi alan yabancı platformların kapsamdaki faaliyetleri için başka bir işletme veya izin belgesi aranmayacağını söylüyor. Ardından 4’üncü madde, bu platformlara belgeli konaklama işletmelerinin, izinli turizm konutlarının ve uçak biletlerinin elektronik satışını doğrudan gerçekleştirme hakkı veriyor.
Böylece 1618 sayılı Kanun bütünüyle kaldırılmadan, belirli faaliyetler bakımından yabancı platformlara ayrı bir yol açılıyor. Diğer bazı hizmetlerde seyahat acentası aracılığı korunuyor; fakat konaklama ve uçak bileti gibi temel satış alanlarında özel bir rejim kuruluyor.
Yıllardır işletme belgesi, mesleki yükümlülükler ve sektörel denetim altında çalışan binlerce yerli seyahat acentası açısından bunun anlamı nedir? Bakanlık, bu değişikliğin küçük ve orta ölçekli acentaların gelirine, istihdamına ve pazardaki konumuna etkisini hesapladı mı? Hesapladıysa rapor nerede?
Yerli işletmeye mevcut düzenin bütün yüklerini taşıtıp yabancı platforma ayrı bir kapı açmak, kendiliğinden adil rekabet yaratmaz. Üstelik beş milyon liralık izin ücretini bir rekabet politikası gibi sunmak da mümkün değildir. Küresel şirketlerin ödeyebileceği bir bedel belirlemek, piyasadaki güç dengesini düzenlemekle aynı şey değildir.
Aynı tatil, farklı tüketici hakkı
Teklifin en tartışmalı hükümlerinden biri 4’üncü maddenin üçüncü fıkrasıdır. Belirtilen hizmetlerden en az ikisinin yabancı platform tarafından birlikte satılması, paket tur kapsamında değerlendirilmiyor.
Uçuş ve konaklama birlikte satıldığında tüketicinin karşılaştığı risk, satıcının merkezinin hangi ülkede olduğuna göre değişmez. Uçak iptal olduğunda, otel rezervasyonu bulunamadığında veya tatil yarıda kaldığında tüketicinin ihtiyacı etkili bir muhatap ve açık sorumluluktur.
Oysa teklif, satışın ekonomik içeriğinden çok satıcının statüsüne bağlı bir istisna üretiyor. Tüketici korumasını güçlendirdiğini söyleyen bir metnin, birlikte satılan seyahat hizmetlerini neden paket tur rejiminin dışında tuttuğu açıklanmalıdır.
Dijitalleşme, sorumluluğu buharlaştırmanın gerekçesi olamaz. Rezervasyon ekranı değişti diye tatilcinin korunma ihtiyacı ortadan kalkmaz.
Yabancıya yüzde 17, yerliye hangi kural?
Teklifte olumlu hükümler de var. Yabancı platformların aldığı bedellere yüzde 17 tavan getirilmesi; otelcinin başka kanallardan farklı fiyat sunmasının engellenememesi; zorunlu kampanyaların ve keyfî sıralama cezalarının yasaklanması bunlardan bazıları.
Fakat bütün bu hükümler aynı soruyu doğuruyor: Otelciyi koruyan bir kural, neden yalnızca yabancı platformla çalışırken geçerli olacak?
Yerli bir platform oteli kampanyaya zorlarsa, alternatif satış kanallarını kısıtlarsa veya ticari gücünü kötüye kullanırsa aynı sektörel standart neden bu teklif üzerinden uygulanmayacak? Mevcut genel mevzuatın bulunması, ortak bir dijital turizm düzeni kurma ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Üstelik 4’üncü maddenin altıncı fıkrası, yetkilendirilen yabancı platformları belirtilen faaliyetlerinde 6563 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik ticaret hizmet sağlayıcısı veya aracısı saymıyor. Bir yandan yeni yükümlülükler getiriliyor, diğer yandan genel rejimden ayrılan bir statü kuruluyor. Bunun yerli rakiplerle dengeyi nasıl sağlayacağı belirsiz.
Avrupa piyasa gücüne bakıyor, biz merkez adresine
Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası, DMA, büyük platformların piyasaya erişimi kontrol eden gücünü hedefliyor. Booking.com’un DMA yükümlülükleri 14 Kasım 2024’te uygulanmaya başladı. Otellerin başka kanallarda daha iyi fiyat sunabilmesi, işletmelerin ilgili verilere erişebilmesi ve kullanıcıların verilerini alternatif platformlara taşıyabilmesi bu yaklaşımın somut örnekleri.
Türkiye’nin ihtiyacı, bu yaklaşımı kendi piyasasının yapısına uyarlamaktır. Her küçük platforma aynı yükü bindirmek değil; büyük platformların gücünü nesnel ölçütlerle denetlemek gerekir. İşlem hacmi, kullanıcı sayısı, veri hâkimiyeti, işletmelerin platforma bağımlılığı ve pazara giriş engelleri değerlendirilmelidir.
Bir otelin ticari özgürlüğünü sınırlayan platformun yerli olması, o sınırlamayı daha masum yapmaz. Küresel bir şirketin Türkiye’de temsilci bulundurması da tek başına dijital piyasayı adil hale getirmez.
Bakanlığın cevaplaması gereken soru
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un turizm sektöründeki ticari geçmişi, bu tartışmanın dışında bırakılamaz. Bakanlığın resmî biyografisi, Ersoy’un paket tur ve konaklama hizmetleri sunan şirketini kurduğunu; göreve geldiğinde şirketindeki görev ve unvanlarını devrettiğini belirtiyor.
Bu nedenle kamuoyunun sormaya hakkı vardır: Yerli dijital platformların bu özel düzenlemenin dışında bırakılmasının gerekçesi nedir? Bakan’ın kurduğu işletmelerle ilgili çıkar çatışması ihtimallerine karşı hangi güvenceler uygulanmıştır? Taslağın hazırlanmasında kimlerin görüşü alınmış, hangi şirketlerin önerileri kabul edilmiş, hangi acentaların itirazları reddedilmiştir?
Bu soruların cevabı belgeyle verilmelidir. Şeffaflık, niyet beyanından ibaret değildir. Görüşme kayıtları, etki analizleri ve kapsam tercihinin gerekçeleri kamuoyuna açılmalıdır.
Cumhuriyet’in piyasasında ayrıcalıklı hukuk olmaz
“Kapitülasyon” benzetmesi tarihsel bir teşhis değil, bu teklifin yarattığı ayrıcalık endişesini anlatan siyasi bir eleştiridir. Çünkü mesele yalnızca yabancı şirketlerin faaliyet göstermesi değildir. Mesele, aynı piyasadaki işletmelere farklı sorumluluk yolları açılmasıdır.
Türkiye yabancı yatırım ve uluslararası dağıtım kanallarıyla çalışabilir. Ancak kendi acentasını rekabette zayıflatan, tüketicinin korumasını satıcının statüsüne bağlayan ve yerli büyük platformların gücünü ortak bir denetime almayan bir model kabul edilemez.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanlığıdır. Küresel sermayenin taleplerine hukuk yetiştiren bir servis bürosu gibi davranamaz. Görevi, bütün piyasanın kurallarını kamu yararı doğrultusunda kurmaktır.
İhtiyacımız olan, yabancı OTA’lara özel bir yasa değil; Türkiye’de faaliyet gösteren dijital turizm platformlarının tamamını kapsayan, piyasa gücünü denetleyen, tüketiciyi koruyan ve yerli seyahat acentalarına adil rekabet imkânı sağlayan bir düzenlemedir.
Böyle bir düzenleme hazırlanmadıkça, bu teklifin karşısına aynı soru dikilecektir: Dijital piyasayı mı düzenliyorsunuz, ayrıcalığı mı kanunlaştırıyorsunuz?
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
