DEĞİŞKEN HİTAPLAR

ŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
19 Şubat 2026 Perşembe 23:11
Sonbaharın artık yavaş yavaş etkisini gösterdiği sabahlardan biriydi. Güneş, geceden kalma serinliği bastırmak istercesine ışıklarını apartmanların çatılarına; yaprakları yeşilden ziyade farklı renklere dönüşen ağaçlara yansıtırken, insanların çoğu en tatlı uykularının son demlerini sürdürmekteydi. Bunca uyuyan insanın aksine Hüseyin, her sabah olduğu gibi bu ekim sabahında da erkenden kalkmıştı. Görevi olan apartman temizliği ve hizmeti için işinin başındaydı.
Henüz markete ekmek gelmemişti. O da bu arada boş durmayıp apartmanın girişindeki ve bahçesine dökülen sarı, kırmızı, turuncu yaprakları süpürüyordu. Apartmandan ilk çıkan bir öğrenci oldu: "Günaydın Hüseyin Abi, bu sabah kahvaltı yapamadım, ekmek daha gelmemişti" dedi. Hüseyin, "Kusura bakma paşam, markete de gelmemiş" dedi. Delikanlı koşarak uzaklaşırken Hüseyin içinden, "Keşke herkes bu çocuk gibi saygılı olsa" diye geçirdi.
Neden mi? Çünkü yaşadığımız toplumda kişilere göre, daha doğrusu kariyer ve mesleklerine göre hitap ediliyor. Örneğin o apartmanda üç doktor, bir öğretmen, birkaç iş insanı ve farklı mesleklerden oturanlar da var. Onlar genellikle komşularına hitap ederken daha dikkatli olurlar. Dr. Metin Bey ve eşi Gülten Hanım’a "Doktor Bey" ve "Doktor Hanım", öğretmene "Hoca Hanım" derken; Hüseyin'e "Hüseyin Bey" değil de "Hüseyin Efendi" derler.
Hüseyin'in eşi Nebahat, her gün düzenli olarak Dr. Gülten Hanım’a ev işlerinde yardım etmek için gider. Dr. Gülten Hanım da Nebahat'e çok değer verir ve onu sevdiği için ona "Neboş" der. Fakat Nebahat, kendi kızı yaşında olan Dr. Gülten Hanım’a "Güloş" demez, diyemez de.
Bu apartmanda hayat böyle bir hiyerarşi içinde sürerken; farklı bir apartmanda, görevliye karşı gayet kibar davranan insanlar vardır. Görevliye "Ahmet Efendi" değil de "Ahmet Bey" ya da "siz" diye hitap eden kamuda çalışan veya emekli olmuş hanımefendi ve beyefendilere karşı Ahmet Bey, eğitimsizliğin verdiği fazla özgüvenle; onlar "siz" dedikçe "sen", "abla", "abi" diye hitap etmeyi çok normal sanmaktadır.
Demek ki kişiye göre hitap bazen yerinde olmaktadır. Kimi insan Hüseyin gibi yerini bilip nezaketi elden bırakmadan işini yaparken; sonbahar, yaz, kış demeden sararıp dökülen yaprakları süpürürken bir gün kariyere göre değil de insana göre hitap edilmesi gerektiğini hayal edip durur.
Oysaki asırlardır "Ye kürküm ye!" devri sürmekte ve daha da süreceği malumumuzdur.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
