CHP’NİN ZOR SINAVI

ALİ İHSAN DİLMEN
29 Mart 2026 Pazar 17:05
Son günlerde yaşananlar karşısında adil duruş gösteren insanların varlığı sayıları az olsa da insana umut veriyor.
Bu insanların varlığı çölde yağmur misali insana serinlik hissi yaşatıyor.
Açık ve net duruş göstermek lazım.
CHP'li belediyelere operasyon yapılıyor mu?
Elbette yapılıyor.
İktidar yargı ve medya gücüyle CHP'yi hırpalıyor mu?
Elbette hırpalıyor.
İktidarın yaptıkları toplum vicdanında makul bulunuyor mu?
Elbette bulunmuyor.
Peki, CHP üst yönetimi başta olmak üzere en alt birimde yer alan parti mensupları parti içerisinde ve özellikle belediyelerde ortaya saçılan yolsuzluk ve özel hayatlarında ortaya çıkan iddiaları olumlu buluyor mu?
Elbette bunları da olumlu bulmuyor.
Özel hayat, adı üstünde özeldir.
Bu yönüyle sadece kişilerin kendilerini ve yakınlarını ilgilendirir.
Ancak özel hayat diyerek belediye çalışanlarıyla girilen ilişkilerin üzeri özel hayat gerekçesiyle örtülemez.
Ancak ilişkilere dair görüntülerin yayılması da hak ihlalidir ve kesinlikle görüntüleri servis etmek, hem özel hayat bakımından hem hukuken suçtur.
Bu suçu işleyen iktidar destekçilerinin tutumu da iki yüzlülüktür.
Zira, Akın Gürlek'in mal varlığı ve sahip olduğu iddia edilen tapular hakkında ortaya koydukları tutumla, CHP’li başkanlara yaklaşımları çelişmektedir.
Akın Gürlek Adalet Bakanıdır.
Bakan Akın Gürlek, hakkında ileri sürülen iddialar için mal beyanında bulunmalı, meclis tarafından araştırılmasını kendisi istemelidir.
Şahsına ait olduğu iddia edilen tapular hakkında Tapu Kadastro memurlarını bilgileri ifşa etmek veya “CHP'ye servis ettiler” diye suçlamak kamudan bilgi saklamaktır.
İktidardan beslenen bazılarının sureti haktan görünme ve memurları suçlamaları da işgüzarlık ve kamuoyundan bilgi saklama çabasıdır.
Aslında CHP’li belediye başkanları hakkında özel hayat savunusuyla, şu anda Adalet Bakanı olan yargı mensubunun, gayrimenkul ve nakit para iddiaları arasında çok benzerlik yoktur.
Birisi nüfuzunu kullanarak zevk peşinde koşarken diğeri sahip olduğu kamusal gücü servet edinmek için kullanmakla itham edilmektedir.
Bu sebeple, ortak yönleri sınırlı ve sonuçları da çok farklı olmalıdır.
Biz, esas mevzuya dönelim.
Yani CHP'li belediyelerde yaşanan yolsuzluklar ve gayri ahlaki ilişkilere…
CHP yönetiminin partilerinden istifa ederek iktidar partisine geçen başkanları için ileri sürdükleri "Yolsuzluklardan kurtulma" iddialarını da samimi görmüyor ve hatta gidenlerin yolsuzluk yaptıklarını ima eden söylem ve tutum takınmalarını da doğru bulmuyorum.
Aydın ilinde yaşanan transfer/irade gaspı sonrasında bir zamanların "Topuklu efesinin" yolsuzluklar üzerinden hakkında açılan davalardan kurtulmak için direksiyonu iktidara kırıp "Topukladığını" söylemekten geri durmuyorlar.
Muhalefetin yeminli gazetecileri de bu konuyu ballandıra ballandıra değişik platformlarda konuşmayı zevkle yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.
Vicdan ve ahlak sahibi insanlarda bunları ibretle izliyor ve her iki tarafın gösterdiği ikiyüzlü ve hastalıklı tutumu eleştirerek, değişik suçlamalara maruz kalan insanların hukukunun çiğnenmemesi gerektiğini söylüyorlar.
İşte böyle davrananlar adeta “Çölleşen” hayatımızda yüreğimizi ferahlatan yağmur damlalarına benziyor.
Böylelerinin sayısı umarım çoğalır.
2024 Yerel Seçimleri sonrası CHP yönetimi büyük bir sınav vermektedir.
Yıllardır “Tek Parti” dönemi politikaları ve uygulamaları üzerinden toplumun büyük çoğunluğu tarafından güvenilmeyen ve her zor sınavında başarısız olan CHP, 2024 Yerel Seçimlerinden sonra çetin bir sınavla karşı karşıyadır.
Malum, Altılı Masa denemesinden istediği sonucu alamayan CHP yönetimi, yerel seçimlerde iktidar partisinin önüne geçerek güvensizlik eşiğini aşmış, %38 civarında oy almayı başarmıştı.
CHP yönetimi toplum çoğunluğu tarafından kendisine verilen desteğin hakkını verebilecek, bu sınavdan başarıyla çıkacak mı bunu hep birlikte göreceğiz.
Ancak parti içinde yaşadığı kavgalar ve belediyelerde ortaya atılan yolsuzluk iddiaları, başkanların ve bir kısım partili seçilmişler üzerinden ortaya çıkan özel hayat ilişkileri, partide yaşanan iç çekişmeler, “Kemalistler” tarafından partinin yeniden ideolojik ve jakoben bir çizgi görüntüsü vermesi, CHP'nin “Sosyal Demokrat” iddialarını bir hayli örselemekte, CHP'ye oy verme alışkanlığı olmayan seçmen kitlesinin kafalarında soru işaretlerini artırmakta, ülkenin seçmen profilinde yaşanan sekülerleşmeye rağmen CHP, bu kitleye umut olamamakta, güven eşiğini yükseltememektedir.
Öyle ki, yirmi üç yılın yorgunluğu ve özellikle 2011 seçimlerinden sonra otoriterleşme ve “Tek adam” partisine dönüşen Ak Parti'ye karşı “Erdoğan karşıtlığının” ötesinde topluma bir söz söyleyemiyor.
CHP Genel Merkezi, aralarında hukukçuların ve kamu denetçisi olan yetkin kişilerin yolsuzluk iddialarını araştırması için komisyon kurmalı ve bu komisyonun aktif bir şekilde çalışmasını sağlamalıdır.
Altılı Masa üzerinden elde ettiği toplumla buluşma imkanını doğru kullanmalı, toplumla arasında bir yumuşama ve uzlaşma imkanını bazı “dinazorların” etkisiyle heba etmemelidir.
CHP'nin sorunu ideolojik Kemalistlerle buluşamamak değil, Sosyal Demokrat, Eşitlikçi, Hukuk Devletinden yana, Özgürlükçü, Dindar, Muhafazakar, Demokrat Milliyetçilerle buluşamamaktır.
Ülkemizde var olan otoriterliğin panzehiri kesinlikle karşıt otoriterlik olamaz.
Otoriterliğin panzehiri; özgürlükçü, demokrat, yoksullaşan halktan yana kamucu politikalar üretebilmek, bu politikaları periyodik bir şekilde toplumla paylaşmaktır.
Otoriter politikalarla güçlenen iktidar/ devlet karşısında; zayıflayan, yoksullaşan, varlıklarını her gün biraz daha kaybeden halkın yanında, onların sofralarını zenginleştiren, geleceğe olan güven duygularını artıran, devlet ile ilişkisini hukuki standartlara kavuşturacak, keyfilikten kurtaracak söylem ve politika üretmektir.
Yani özetleyelim:
“Erdoğan karşıtlığı” yetmez, onun daralttığı kamusal alanı genişletecek, birey ve toplumu özgürleştirecek çözüm üretmek ve dahası bunu topluma inandırması gerekir.
CHP'nin sınavı budur.
Bu sınavı; iç kavgalarla, özel hayat hoyratlığıyla, yerel yönetimlerde ileri sürülen yolsuzluk, nepotizm, parti yandaşlığı iddialarıyla kazanması, toplumda güven eşiğini yükseltmesi mümkün değildir.
CHP yönetimi, muhalif ana gövde elinde iken bu imkanı toplum için iyi değerlendirmelidir.
Makul CHP seçmeni ısrarla partisinde durarak yöneticilerden doğru adımlar atmasını beklemektedir.
CHP yönetimi bu insanların kararlılığını doğru okumalı, onlara partilerinden bekledikleri umudu verebilmelidir.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
