CHP DURUM TESPİTİ YAPIYOR MU?

TARIK ÇELENK
31 Mart 2026 Salı 18:13
Bugünlerde genel bir muhalefet eleştirisi yapmak adetten ise de şu Uşak belediye başkanı olayından sonra CHP eleştirisi yapmak artık vicdani bir mecburiyet halini almış durumda. Bu kadar hukuk ve anayasal sorun varken, sıra sürekli rejim baskısı altında mağdur olan CHP’ye mi geldi diye soranlar da olabilir.
Ne kadar işlediği tartışmalı olmakla birlikte, mevcut sandık-demokratik sistem içinde seçmen gözünde zorunlu tek alternatifin CHP olduğu görülüyor. Toplumun gayri memnun bir kesimi, artık “iktidar değişsin de nasıl değişirse değişsin” noktasına gelmiş durumda. “Gelecekse CHP gelsin, mazlumlar hapisten çıksın, kamudan bir kesimin zenginleşmesi son bulsun, siyasal özgürlükler genişlesin; yolsuzluk zaten her yerde gerisi Allah kerim” duygusu hâkim.
Nitekim ironik bir bakışla Türkiye kamuoyu, benzer bir psikolojiyle Refah Partisi’ne 1994 yerel seçimlerinde büyük bir fırsat tanımıştı. O dönem Refah Partisi şansını çok iyi kullanmış belediyelerde, en azından ilk yıllarında, ayrımcılıktan ve kokuşmuşluktan uzak bir yönetim modeli sunarak toplumsal önyargıları kırmayı başarmıştı. “Dincilerden” ürken kesimler, hizmeti görünce bu ürkekliği büyük ölçüde aşmış iktidar Ankara’ya taşınmıştı. Ardından gelen Adalet ve Kalkınma Partisi de benzer biçimde, kendi çekirdek ideolojik kadroları ile daha geniş ve saygın ehliyetli tarafsız bürokratik kadroları sentetik bir sentez içinde bir süre birlikte yürütebiliyordu.
Yeni Türkiye iddiasıyla ortaya çıkan AK Parti, İYİ Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi gibi yapılar, farklı toplumsal kesimlerin nitelikli değerlerini vitrinlerinde toplamaya çalıştılar. Bu, Türkiye’de siyasal meşruiyetin sadece ideolojik sadakatle değil, temsiliyet kapasitesiyle de kurulduğunu gösteren önemli bir deneyimdi.
CHP için ise özellikle 2023 seçimlerinin ardından benzer bir fırsat doğmuştu. Yukarıdaki zikredilen 1994 ve sonrası alınması gereken dersten CHP yönetimi hiç payını almamış gözükmekte.
AK Parti’den kopamayan mahalle seçmeni ile merkez seçmen arasında sıkışan geniş bir kitle için CHP, zor da olsa bir yüzleşme ve dönüşüm iddiası ile yeni bir dönem hareketinin partisi olabilirdi. Yerel seçimlerde seçmen, çoğu yerde adayın kim olduğuna dahi bakmadan ülke genelinde CHP’ye yöneldi. Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin tasfiye
edilmesi, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel koordinasyonunda yeni bir vizyon ve kadro inşasının başladığı yönünde bir beklenti oluştu.
Ancak görünen o ki, CHP yönetimi tarihten yeterince ders almamış gibidir. Özellikle yerel yönetim aday belirleme süreçlerinde, Uşak örneğinde olduğu gibi, gerekli hassasiyet gösterilmemiş; ülke siyasetinin adayları belirlemede bazı kötü alışkanlıkları tekrar edilmiştir. Aday seçimi, kadro kalitesi ve liyakat gibi konularda ciddi soru işaretleri doğmuştur.
Bazı belediye başkanları, merhum Manisa örneğinde olduğu gibi saygı uyandıran performanslar sergilemiş olsa da genel tablo itibarıyla aday ve kadro kalitesi bakımından CHP’nin, başta AK Parti olmak üzere diğer partilerin gerisine düştüğü görülmektedir. Artık vaz geçtik CHP’nin yeni bir Türkiye hikayesi veya fikrini üretmesini tüm kadrolarının niteliğinin yükseltmesini beklemeliyiz. Burada Ankara’nın yerel yönetimleri rahat çalıştırmadığı yönündeki eleştiriler kısmen anlaşılabilir; ancak bu durum, ortaya çıkan itirafçı dalgasını, dosya bolluğunu ve parti geçişlerini makul gösterecek bir gerekçe olamaz.
Partinin hâlâ güven verici bir ekonomi ve dış politika vizyonu ortaya koyamamış olması temel bir eksikliktir. Gözüken parti siyasetin finansmanı modelinde bir değişiklik düşünmemektedir. Muhafazakâr seçmene yönelik yapılan “makyaj” girişimleri ise çoğu zaman trajikomik bir etki yaratmakta ve ikna edici olmaktan uzak kalmaktadır. Yıllar önce bir kamu kurumunda bir genel müdürün bana söylediği “Sende sadece vizyon var, o da bizim işimize yaramaz” sözü, ironik biçimde bugün Türkiye için ve özellikle CHP yönetimi için tersinden geçerli hale gelmiştir: Bugün tam da vizyona ihtiyaç vardır.
Tüm bu sorunlara ve hatta “mutlak butlan” tartışmalarına rağmen, adil bir sandık demokrasisi içinde bu “mazlum CHP” iktidara gelebilir mi? Bence gelebilir. Bunun iyi ya da kötü bir deneyim olup olmayacağı tartışması ise bu aşamada anlamlı değildir.
Bunu tartışması gerekenler veya sorumluluğunu taşıyacaklar, siyasal ve meşru hukuk mücadelesini kuralların dışına taşıyan ve bu konuda ısrarlarını sürdürenlerdir. Ülke siyaseti artık mağdur ve mazlum olmanın iktidar için yeter şart olması denkleminden kurtarılmalıdır.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
