04 Mart 2026
  • Antalya9°C

BU BENİM HAYATIM MI, GERÇEKTEN?

GÜRSEL KAYA

03 Mart 2026 Salı 01:56

Son yıllarda en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu:
“Bu benim hayatım.”

Peki gerçekten öyle mi?

Yaşadığımız zaman bize mi ait? İçinde bulunduğumuz şehir, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, kullandığımız enerji sadece bizim mi? Bir sabah gözümüzü açtığımızda üzerinde yürüdüğümüz kaldırımda, bindiğimiz otobüste, çalıştığımız iş yerinde yalnız mıyız?

Hayır.

Hayat sandığımız kadar bireysel değil; aksine son derece müşterek. Biz yaşarken yalnızca kendi payımıza düşeni değil, başkalarının payını da tüketiyoruz. Bu nedenle “İstediğim gibi yaşarım” cümlesi kulağa hoş gelse de gerçekte büyük bir sorumsuzluk barındırıyor.

İnsan çoğu zaman yaptığı hataların yalnızca kendisini bağladığını düşünür. Oysa her yanlış karar, domino taşı gibi zincirleme sonuçlar üretir. Bir iş insanının hesapsız adımları sadece kendi iflasıyla sonuçlanmaz; ailesini, çalışanlarını, alacaklılarını, bankaları ve nihayetinde ülke ekonomisini etkiler.

Ya da düşünün; “Bu benim arabam” diyerek sorumsuzca direksiyon başına geçen biri, yaptığı kazada yalnızca kendine zarar vermez. Çünkü o yol kamusal, o düzen toplumsal, o sonuç ortak olur.

Ben merkezci bir anlayışla yaşamak, özgürlük değildir. Özgürlük; sorumlulukla birlikte anlam kazanır. Kuralları, kültürü, toplumsal hassasiyetleri yok sayarak yaşamak bireysel cesaret değil, kolektif zarara davetiyedir.

Attığımız her adımın bir karşılığı vardır. Her sözün, her tercihin, her ihmalkârlığın bir bedeli olur. Ve o bedel çoğu zaman yalnızca bize kesilmez.

Bu yüzden “Bu benim hayatım” demeden önce bir kez daha düşünmek gerekir.

Hayat yalnızca bize ait değil.
Ailemizin payı var.
Toplumun payı var.
Ülkenin, hatta insanlığın payı var.

Hak ortaksa, sorumluluk da ortaktır.

Unutmayalım: Paylaşılan bir dünyada yaşıyoruz. Ve paylaşılan dünyada, bireysel sorumsuzluk diye bir lüks yoktur, vesselam..

Bu yazı toplam 592 defa okunmuştur.
Yorumlar