BENİM NEYİM EKSİK?

VEDAT GÜRHAN
20 Ekim 2026 Salı 01:43
Bu yaşıma kadar bir gazetecinin mesleğini icra ederken herhangi bir siyasi partinin içerisinde, tuttuğu partisinin kayıtlı üyesi ne bileyim parti kanatlarında görev alıp hem de gazetecilik, özellikle de köşe yazarlığı yapmaya asla hakkı olamaz dedim.
Belki de 150 sefer de yazdım.
Hatta kendisine “Ustam” gözüyle baktığım İbrahim Akkaya başta olmak üzere, rahmetli Abdullah Yalçın’a da çok telkinde bulunmuştum.
Songül Başkaya da Akkaya gibi Yalçın gibi CHP Parti Üyesiydi ve hatta il genel meclisi üyeliği, belediye meclis üyelikleri, gurup sözcülükleri yaptı ama, duruşu fanatik siyasetçiden çok olurundaydı.
Konulara kamu yaklaşımlarıyla takdir bile topladı.
Belediyede duyduğunu gazetesine, köşesine taşıyıp malzeme yapmadı.
Hem gazetecilik yapacaksın hem de siyaset işte o olmaz.
Asla da olamaz
Sap ile samanın karıştırılamayacağını en çok kim kime belirtir?
Tabi ki biz gazeteciler. Hem de okurlarımıza. O zaman gazetecilikle siyaseti karıştırmaya Gazetecinin ne hakkı olabilir ki?
Konuyu nereye getireceğim?
Bakın yazımın girişine. Lütfen tekrar okuyun.
Ben meslek hayatımda hiçbir siyasi partiye yakın olmadım. İçlerine girmedim. Kendimi kayıt yaptırmadım.
Ama bugün itibariyle AK Parti çatısı altına girmeye karar verdim.
Neden mi?
Benimle Büyükşehir Belediye Başkan vekili Büşra Dirgen Özdemir arasında ne fark var Allah aşkına biri bana söylesin?
Muhittin Böcek belediye akademisinde okumuş yetişmiş, bu günlere gelmiş olan Büyükşehir’in lideri olan Başkan vekili makam koltuğunda oturan Büşra Özdemir’den bahsediyorum?
Ne farkım var?
Bence ben farklıyım!.
En küçük bir şaibeye maruz kalmamış insanlarla saf tutmuş birisiyim.
Hiçbir ahlaksızlık içerisinde adım kesinlikle anılmadı.
Kimseyi dolandırmadım.
Kesinlikle gözüm başkalarının malında mülkünde makam mevkisinde olmadı.
Kısacası kafa kağıdım “Temiz” yazıyor.
Eeee daha ne?
Belediye Akademisi hocası Muhittin Böcek’in yanında öğrenci olan ve yürütülen iki ayrı ana soruşturma kapsamında, icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, zimmet, nitelikli dolandırıcılık, fuhuş, nüfuz ticareti ve iftira konularından yargılanan kişinin yetiştirdiği öğrencisi mi ben mi daha temizizdir?
İşte bu nedenle Ak Parti’ye ben geçmek istiyorum.
En azından nerden geldiğim belli ve Büşra gibi gelen veya gelecek olanların üç gün sonra arkalarına bile bakmadan kaçmayacakları ne malum?
Bizim de şükür ki Antalya’daki namımızın, hiçbir siyasi göbek bağlılığımız olmadığı halde dibine kadar ahde vefalı olmakla yürümesidir.
Bugün aşık oldukları partiye bunu yapanlar yarın adını bile ağızlarına almaktan imtina eden, rakip partililerin belediye meclislerinde konuşmalarına tahammül dahi göstermeyenler de dahil.
Yani benim de bilmem ne eskilerinin ardından koşmam, inşaatı yarım kalmış devasa Mega projesi için Büşra’ya yamanmaya çalışan muhtereme mi gitmem gerek?
Yoksa Büşra hanım gibi Ankara’da kapı kapı dolaşmam mı?
Benim alın terim dışında kazandığım bir param yok. Dolayısıyla gel diye çağırırlarsa anca bir kez gidebilirim.
Onu da rozet takacak olurlarsa kullanabilirim.
Ha birde Ak Parti ihanete uğramayı çok mu sevdi de ilk fırsatta kaçıp gitmeye hazır CHP’lileri transfer yapma peşinde onu da anlayabilmiş değilim de.,
En azından ben asla ihanet etmem…
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
