05 Nisan 2026
  • Antalya13°C

BELİRSİZLİĞİN GÖLGESİNDE YAŞAMAK…

MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK

05 Nisan 2026 Pazar 17:43

Her sabah gözlerimizi sadece yeni bir güne değil, ucu bucağı görünmeyen bir kaygı denizine açıyoruz. Eskiden "Bugün ne giysem?" ya da "Akşama ne pişirsem?" olan o basit sorular, yerini çoktan "Acaba bugün neye, ne kadar zam gelecek?" korkusuna bıraktı. Artık sadece ekonomik bir krizin içinde değiliz; biz artık bir "belirsizlik hapishanesinde" yaşıyoruz.
Ekonominin o soğuk rakamları, mutfaktaki boş tencereyle karşılaştığında anlamını yitiriyor. Maaşlar yerinde sayan birer figüran gibi izliyor hayatı; oysa yakıt fiyatları, kira bedelleri ve temel gıdalar birer maraton koşucusu edasıyla her gün yeni bir rekor kırıyor. Eskiden "kenara bir şeyler koymak" bir hedefti, şimdiyse günü eksisiz kapatabilmek bir zafer. Açlık sınırının bir istatistik değil, milyonların sofrasındaki bir sandalye haline geldiği bu düzende, onurumuzla ayakta kalmaya çalışmak en büyük direnişimiz oldu.
Bu sürecin en yaralayıcı yanı belki de bireysel değil, toplumsal bir tükenişe sürüklenmemiz. Çevremize bakıyoruz; emeklisi ömrünün son demlerinde bir ekmek sırasının hüznünde, genci ise hayallerini bavuluna sığdırıp gitmenin ya da burada çürümenin eşiğinde.

İnsan, doğası gereği yardım etmek, el uzatmak ister. Ancak muhtaç sayısı o kadar arttı ki, hangi yangına su taşıyacağımızı şaşırdık. Birine koşsanız, diğerinin ahı kalıyor; birine omuz verseniz, binlercesinin yükü havada asılı duruyor. Bu, sadece bir cüzdan boşluğu değil, bir vicdan yorgunluğudur.

"Ülke bir çıkmazda" demek, bugünlerde en çok kurulan cümle. Tünelin ucundaki ışık henüz görünmüyor olabilir, hatta tünelin ne kadar uzun olduğunu bile bilmiyoruz. Ancak tarihin tozlu sayfaları bize bir şeyi hatırlatır: Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez ve en sert kışlar bile bahara teslim olur.

Bu yazı toplam 381 defa okunmuştur.
Yorumlar