ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-10

NİZAMETTİN ŞEN
19 Ekim 2026 Pazartesi 19:54
Mesudiye Oteli – Havza
Bir Otel Odasından Millî Mücadele’nin Örgütlenmesine
25 Mayıs 1919’da Samsun’dan ayrılan Mustafa Kemal Paşa’nın yolu bu kez Havza’ya, Mesudiye Oteli’ne uzanıyordu. Samsun’daki Mıntıka Palas, Anadolu’ya varışın ve ilk çalışmaların mekânı olmuştu. Havza’da ise artık yeni bir dönem başlayacaktı.

Mesudiye Oteli’nin kesin yapım tarihi konusunda bilgiler sınırlıdır. Osmanlı tapu kayıtlarına dayanan bilgilere göre, binayı otel hâline getirerek işleten ilk kişi Havza eşrafından Hurdazlı İsa Efendi’ydi. İsa Efendi, oteli 1917 yılında Ali Baba’ya devretmişti. Ali Baba aynı zamanda Havza’nın kaplıca kültürü açısından önemli yapılarından Maarif Hamamı’nın da kiracısıydı. Bu ayrıntı, otel ile kaplıcalar arasında işletmecilik bakımından da bir bağ bulunduğunu gösteriyor.
Mesudiye, dönemin Havza’sının en seçkin konaklama yeri olarak tanımlanmasına rağmen oldukça küçük bir oteldi. Cadde üzerindeki kâgir yapı, zemin kat üzerinde iki katlıydı. Birinci katta dört, ikinci katta beş olmak üzere konaklamaya ayrılmış dokuz odası bulunuyordu. Tavanları ve döşemeleri ahşaptı; yapının üzerini kırma çatı örtüyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın karargâhını Havza’ya taşıyacağı haberi geldiğinde Kaymakam Fahri Bey, Mesudiye Oteli’ni bir aylığına kiralayarak Paşa ile beraberindeki askerî ve sivil görevlilerin kullanımına tahsis etti. Böylece küçük bir Anadolu kasabasının dokuz odalı oteli, birkaç gün içinde tarihî bir görevin merkezi hâline geldi.

Otelin birinci katındaki karşılıklı iki oda Mustafa Kemal Paşa için ayrılmıştı. Odalardan biri yatak odası, diğeri çalışma odası olarak düzenlendi. Heyetin bir bölümü üst kattaki odalarda, diğerleri ise Havza’nın ileri gelenlerine ait konaklarda ağırlandı.
Bu iki odalı düzen benim için ayrıca dikkat çekicidir. Mustafa Kemal, bir yıl önce tedavi amacıyla bulunduğu Karlsbad’da da konakladığı yerde dinlenme ve çalışma alanlarını birbirinden ayırmıştı. Havza’da da aynı düzeni görmek, onun seyahatlerinde dahi çalışma disiplinini koruduğunu düşündürüyor. Yatak odası dinlenmek, diğer oda çalışmak, görüşmek ve karar vermek içindi.
Mesudiye’nin çalışma odası kısa zamanda gerçek bir karargâha dönüştü. Mustafa Kemal burada kendisini ziyaret eden heyetleri kabul ediyor, komutanlar ve yöneticilerle haberleşiyor, Anadolu’daki gelişmeleri değerlendiriyordu. Bugün müzede sergilenen telgraf maniplesi de bu yoğun haberleşmenin simgelerinden biridir.
28 Mayıs 1919 tarihli Havza Genelgesi, bu çalışmaların önemli adımlarından biriydi. Askerî ve sivil yöneticilere gönderilen genelgede, İzmir’in ardından Manisa ve Aydın’ın da işgal edilmesi karşısında mitingler düzenlenmesi, Osmanlı Hükûmeti’ne ve İtilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgrafları gönderilmesi isteniyordu. İşgallere karşı duyulan tepkinin ortak ve güçlü bir sesle ortaya konulması amaçlanıyordu.

Genelgede, gösteriler sırasında düzen ve sükûnetin korunması, Hristiyan halka karşı saldırı ve düşmanlık yapılmaması da özellikle isteniyordu. Bu uyarı benim için ayrıca anlamlıdır. İşgallere karşı ortak bir irade oluşturulurken, aynı topraklarda birlikte yaşayan insanların düşmanlaştırılmaması gözetiliyordu. Burada, farklı kökenlerden insanların farklılıklarını düşmanlık nedeni yapmadan, ortak bir vatan ve gelecek etrafında millet olma bilincine yönelişinin izlerini görmek mümkündür.
Mesudiye Oteli’nden yayılan bu çağrı, Millî Mücadele’nin halkın katılımıyla gelişmesinde önemli bir aşamaydı. Mustafa Kemal’in teşvikiyle 28 Mayıs’ta Havza Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu; 30 Mayıs’ta ise İzmir’in işgalini protesto eden ve Millî Mücadele’nin ilk mitinglerinden kabul edilen büyük toplantı gerçekleştirildi. Otelin odalarında yürütülen çalışmalar, halkın katıldığı toplantılarla kasabanın gündelik hayatına taşınıyordu.
Böylece Samsun’daki Mıntıka Palas ile Havza’daki Mesudiye Oteli arasındaki fark da belirginleşir: Mıntıka Palas varışın, Mesudiye Oteli ise örgütlenmenin otelidir.
Karlsbad’dan Havza’ya
Mesudiye Oteli’nin hikâyesini benim için daha da ilginç kılan başka bir ayrıntı ise Havza’nın kaplıcalarıdır.
Mustafa Kemal, 1918 yazında sağlık sorunları nedeniyle Karlsbad’a gitmiş ve burada dönemin Avrupa’daki ünlü kaplıca kültürünü yakından tanımıştı. Aradan henüz bir yıl geçmeden bu kez Anadolu’nun eski kaplıca merkezlerinden Havza’daydı.
Havza’daki termal suların kendisi üzerindeki etkisini yıllar sonra bizzat anlatacaktır. 24 Eylül 1924’te yeniden Havza’ya geldiğinde yaptığı konuşmada, Havzalıların kendisine gösterdiği yakınlığın yanı sıra kaplıcalardan da özellikle söz eder. Havza’nın “nafi ve şifalı kaplıcaları”nın sağlık durumu üzerinde “müspet bir tesir” bıraktığını belirtir. Bu katkıyı inkılap için çalışabilmesiyle ilişkilendirir ve Havza’ya, Havzalılara çok şey borçlu olduğunu söyler.
Bu sözler Mesudiye Oteli ile Havza kaplıcalarını aynı hikâyenin iki parçasına dönüştürüyor. Otelin çalışma odasında telgraflar, görüşmeler ve kararlar; kaplıcalarda ise sağlık arayışı…
Havza’da dinlenmek ile çalışmak aynı günlerin içine sığmıştı. Kaplıcalar bedenine iyi gelirken, Mesudiye Oteli’nde ülkenin geleceği için haberleşmesini ve görüşmelerini sürdürüyordu. Sağlık ihtiyacı ile memleket sorumluluğu, bu küçük Anadolu kasabasında iç içe geçmişti.
Bir yıl önce Karlsbad’da tedavi arayan Mustafa Kemal’in bir yıl sonra Havza’nın kaplıcalarından yararlanması, Avrupa’dan Anadolu’ya uzanan seyahatlerinin beklenmedik ama anlamlı bağlantılarından biridir.
Havza ile bağı 1919’daki konaklamasıyla sona ermedi. Cumhurbaşkanı olarak 24 Eylül 1924, 18 Eylül 1928 ve 22 Kasım 1930 tarihlerinde yeniden buraya geldi. 1924’te Samsun’dan otomobille gelerek Amasya’ya doğru yoluna devam etti. Sonraki ziyaretlerinde ise demiryolu yolculukları Havza’yı yeniden güzergâhına kattı.
İlk gelişinde Mesudiye Oteli’nin odalarından Millî Mücadele’yi örgütlemeye çalışan Paşa, sonraki ziyaretlerinde artık kurulan Cumhuriyet’in geleceği için Anadolu yollarındaydı. Havza’da halkla yeniden buluşması, 1919’da başlayan bağın Cumhuriyet yıllarında da sürdüğünü gösteriyordu. Havza onun hayatında, geçilip gidilen bir yol durağından daha fazla anlam taşıyordu.
Otelden Müzeye
Mesudiye Oteli’nin tarih içindeki yolculuğu da en az 1919 günleri kadar değerlidir. Yapı daha sonraki yıllarda farklı işlevler üstlendi; 1980 yılında taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildi ve bugün Havza Atatürk Evi Müzesi olarak yaşamını sürdürüyor.

Müzede Mustafa Kemal’in çalışma ve yatak odaları yeniden düzenlenmiştir. Yatak odasında 1919 dönemine ait özgün eşyalardan seçilen karyola, yatak ve yatak odası takımı; çalışma odasında ise dönemin haberleşmesini hatırlatan telgraf maniplesi ile Türkiye Cumhuriyeti için yaptırılmış ilk Cumhurbaşkanlığı forsu sergilenmektedir.
Müzenin dikkat çekici belgelerinden biri de Mustafa Kemal’in el yazısını ve imzasını taşıyan, Havza hakkında bilgi edinmek amacıyla Kaymakam Fahri Bey’e yönelttiği 12 maddelik soru listesidir. Bu belge benim için ayrıca anlamlıdır. Mustafa Kemal’in geldiği yeri tanımaya, yerel koşulları anlamaya verdiği önemi düşündürüyor. Mesudiye Oteli’nde yalnızca haber beklemiyor; bulunduğu çevreyi öğrenerek kararlarına bir zemin de hazırlıyordu.

Müzenin diğer bölümlerinde Millî Mücadele’ye ilişkin belgeler, fotoğraflar ve dönem eşyalarının yanı sıra Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara’ya ayrılmış odalar bulunmaktadır. Böylece küçük Mesudiye Oteli’nin hikâyesi, Millî Mücadele’nin Anadolu’daki devam eden güzergâhıyla ilişkilendirilmiştir.
Bir zamanlar dokuz odasıyla misafir ağırlayan küçük bir otelin bugün kendi geçmişini ve Cumhuriyet’e uzanan bir yolculuğu anlatan müzeye dönüşmesi, tarihî otellerin korunması açısından da değerli bir vefa örneğidir.
Bir Turizmci Gözüyle
Mesudiye Oteli’ne yalnızca Atatürk’ün kaldığı bir yapı olarak bakmak eksik kalır. Dokuz odalı küçük bir Anadolu otelinin bir heyetin kullanımına verilmesi, odalarının dinlenme ve çalışma ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, konaklama yapılarının şartlar gerektirdiğinde nasıl farklı görevler üstlenebildiğini gösteriyor. Otel işletmecisi Ali Baba’nın Maarif Hamamı’nın da kiracısı olması ise Havza’da konaklama ile kaplıca kültürünün bağını görünür kılıyor.
Bugün Havza’ya yolu düşen bir ziyaretçiye önerim, Havza Atatürk Evi Müzesi ile tarihî kaplıcaları birlikte görmesidir. Biri Mustafa Kemal’in çalıştığı odaları, diğeri ise yıllar sonra teşekkürle sözünü ettiği kaplıca kültürünü yaşatmaktadır.
Samsun’da Bandırma Vapuru Müzesi’nden başlayıp Mıntıka Palas’a, oradan Havza’daki Mesudiye Oteli’ne uzanan yol izlendiğinde, 19 Mayıs yalnızca bir tarih olmaktan çıkar; adım adım izlenebilen tarihî bir seyahat rotasına dönüşür.
Ve yol burada da bitmez.
Mustafa Kemal Paşa’nın bir sonraki durağı Amasya olacaktı. Ancak bu kez onu bir otel değil, Amasya Tamimi’nin hazırlanmasına tanıklık edecek Saraydüzü Kışlası bekliyordu.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
