09 Mart 2026
  • Antalya18°C

ARKA PLAN OKUMALARI

GAZANFER ERYÜKSEL

08 Mart 2026 Pazar 13:39

Bir metinde kurgulayan, kurgulanan ilişkisinde gösterilenin arka planını okumak dip kuytudakine yolculuktur. Her metin kendi dilinde bir iç çeviridir çünkü.

Dedik mi, dedik.

Girişteki bu ifademizi Konstantin Kavafis üzerinden irdelemeye çalışalım.

Kavafis, 1863 yılında İskenderiye'de dünyaya geldi. Annesi Fener, babası ise Yeniköy Rumlarından olup ve Konstantin dokuz kardeşin en küçüğüdür.
Babası 1850 yılında göç ettiği İskenderiye'de, Nil nehri kıyılarındaki mümbit pamuk tarlalarından elde edilen pamuğun ticaretiyle epeyce zenginleşmiştir.

Babası o denli zengin olmuştur ki Hidiv İsmail Paşa'nın mali danışmanlarından biri hâline gelir. Ancak bu saadet devri uzun sürmez ve İngiliz emperyalizmi Mısır'da doğan otorite boşluğundan faydalanarak Mısır'da o devrin devasa projelerinden biri olan Süveyş kanalı projesini, Osmanlı'yı by-pass ederek Hidiv İsmail'le anlaşıp hayata geçirir. Tabii Hidiv'in ne kadar rüşvet aldığı halen muammadır. Ancak İngilizler bununla yetinmez. Mısır'da üretilen pamuğa yüksek vergiler konulmasını ve kendi mallarının Mısır'da serbestçe satılmasını sağlayacak kanunlar çıkartırlar. Bu Kavafis ailesinin sonu demek olur ve aile bir anda iflas eder. Bundan sonrası tam bir çöküş sürecidir.

Kanalın açılmasından bir yıl sonra Konstantin, babasını da kaybedince annesi elde kalan az miktarda parayla İngiltere'ye göç eder. Burada kaldıkları sekiz yılda Kavafis ailesi çocuklarının eğitimlerini tamamlar. Ancak 1876 dünya ekonomik krizi ile aile bir kez daha sarsılır ve tekrar İskenderiye'ye dönerler.

1882 yılına gelindiğinde yaşanan ekonomik zorluklar ve İngilizlerin acımasız ekonomi politikaları nedeniyle yerli halk isyan eder ve Müslüman olmayanlara yönelik kıyım başlar. Anne Chariclea Kavafis çocuklarını da alarak günümüzde Cecil Otel olarak kullanılan İngiliz karargahına sığınarak canını ve çocuklarını zor kurtarır. İngiliz donanması ise bu olayı bahane ederek tüm şehri topa tutarak her yeri yakıp yıkarak düzeni sağlar. Kavafis ailesi bu olaydan sonra İskenderiye’den ayrılarak İstanbul'a gelirler. Kavafis'in hayatı boyunca İngilizlerden nefret etmesinin sebebi tüm bu
yaşanan trajedilerdir.

Konstantin Kavafis İstanbul'da babasının doğup büyüdüğü mahallede üç yıl kalır. Burada Yunan Klasikleri ve Bizans tarihi ile tanışır ve şiirinin şekillenmesinde bu süreç çok etkin olmuştur. O kadar ki, şiirlerini hiçbir zaman Arap ya da Latin alfabesiyle yazmaz, hep Kiril alfabesini kullanır. Henüz 19 yaşındadır.

Yeniköy için de şu dizeleri yazar: doğanın hep gülümsediği / bir köy görürsen / yabancı / dur orada / artık Yeniköy'desin “Şehir” şiirinin bir yerinde de şöyle yazacaktır: dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda / yanılma sakın, bir başka şey umma

İstanbul'da geçirdiği üç yılın ardından yeniden İskenderiye'ye döner ve hayatının sonuna kadar Bayındırlık Bakanlığında memur olarak çalışmak zorunda kalır. 32 yıl süren bu dönemde, işi, İskenderiye'deki evinin hemen yanı başında yer alan kilise, alt katındaki batakhane ve karşı sokakta son nefesini verdiği hastane arasında küçük bir mikro kozmoz kurar kendine.

Şiirinin şekillenmesinde Yunan mitolojisi, mitoslar demeliyiz aslında, okurun ilk dikkatine çeken özelliktir. Şiirinin içine girdikçe ise Yunan mitolojisinin onun için metaforlardan ibaret olduğunu görürüz. Mitolojik metinler değildir aslında Kavafis’in şiiri. Onun zaman yolculuğunda yaşadıklarının, sıkıntılarının, açmazlarının tutkularının ifade edilmesindeki yetkin metaforlardır bunlar.

İTHAKA

İthaka’ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon’dan.
Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlarsın,
ne Kikloplara, ne azgın Poseidon’a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike’nin çarşılarında
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar,
ve her türlü baş döndürücü kokular;
bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

Hiç aklından çıkarma İthaka’yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
Sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini
İthakaların.

Konstantin Kavafis

Çeviren: Cevat Çapan

İthaka: Homeros’un Odysseia destanında, Odysseus’un yurdu olarak anlatılır. Mora yarımadasının batısında kalan adadadır. Odysseus’un biricik adası. Buraya ulaşmak için çok çabalamıştır, tanrılara baş kaldırmış, fırtınalara kapılmış, Cyclopsların mağarasına kilitlenmiş ve daha birçok şey yaşamıştır.

Lestrigon: Yunan mitolojisinde Sicilya’da yasayan saldırgan, barbar bir irk olarak tasvir edilirler. İnsan yerler.

Poseidon: Yunan mitolojisinde denizler, depremler ve atlar tanrısı.

Kiklop: Yunan mitolojisinde alınlarının ortasında tek gözleri bulunan devler. Poseidon ile doğa ruhlarının oğulları.

Bu şiirin arka planı Kavafis’in Mısır, İngiltere, İstanbul, Mısır arasındaki iniş çıkışlı yaşam yolculuğu olmasın sakın…

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.