ANTALYA’DA SU KRİZİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: ENERJİ
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, Antalya’nın su geleceğinin enerji altyapısından bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

24 Eylül 2026 Perşembe 21:57
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, Antalya’nın su geleceğinin enerji altyapısından bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız” dedi. Tat, kent için bütün kurumların katılımıyla “Su ve Enerji Güvenliği Planı” hazırlanması çağrısında bulundu.
Antalya’da yaşanan su sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunan EMO Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, su krizinin yalnızca su kaynaklarının azalması üzerinden ele alınmasının eksik bir yaklaşım olduğunu söyledi. Tat, yeraltı sularının daha derinden çekilmesinden deniz suyunun arıtılmasına kadar birçok çözümün doğrudan enerji altyapısına bağlı olduğunu vurguladı.
“Antalya’da su krizini konuşuyoruz. Ancak o suyu musluğa ulaştıracak elektriği yeterince konuşmuyoruz” diyen Tat, yeraltı su seviyelerinin azalmasıyla birlikte pompaların daha fazla çalışmak zorunda kalacağını, bunun da elektrik tüketimini artıracağını belirtti.
Deniz suyunun arıtılmasının da enerji ihtiyacını ortadan kaldırmadığına dikkat çeken Tat, “Denizimiz var, suyu arıtırız demek kolay. Ancak bunun için güçlü ve kesintisiz bir elektrik altyapısı gerekir” ifadelerini kullandı.
“Elektrik kesilirse su sistemi de durur”
Su ile elektrik altyapısının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade eden Tat, elektrik kesintilerinin su temini açısından doğrudan risk oluşturduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Suyu depolayabiliriz; fakat elektriği aynı kolaylıkta ve uzun süreyle depolayamayız. Elektrik kesildiğinde yalnızca ışıklarımız sönmez. Kuyular, pompalar ve arıtma tesisleri de durur. Elektrik krizi kısa sürede su krizine dönüşebilir.”
“Antalya’nın gelecekteki elektrik ihtiyacı bugünden planlanmalı”
Tat, Antalya’nın enerji ihtiyacının yalnızca mevcut nüfus ve geçmiş tüketim rakamları üzerinden hesaplanamayacağını söyledi. Kentin turizm nüfusu, artan klima kullanımı, elektrikli araçlar, raylı sistemler, tarımsal sulama, su kuyuları ve gelecekte kurulabilecek deniz suyu arıtma tesislerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Antalya’nın su ve enerji altyapısının birlikte planlanması gerektiğini belirten Tat, “Antalya için bütün kurumların katılımıyla bir Su ve Enerji Güvenliği Planı hazırlanmalıdır” dedi.
Yeni yerleşim alanlarının planlanması sırasında trafo merkezleri ve enerji hatlarının da belirlenmesi gerektiğini ifade eden Tat, su tesislerinin ise yedek enerji ve enerji depolama sistemleriyle güçlendirilmesini önerdi.
“Binalar tamamlandıktan sonra enerji aramak planlama değildir” diyen Tat, enerji altyapısının imar ve kentleşme kararlarıyla eş zamanlı ele alınması gerektiğini vurguladı.
COP31’e “kalıcı miras” çağrısı
Antalya’nın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde COP31’e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Tat, zirvede elektrifikasyonun önemli başlıklardan biri olacağına dikkat çekti.
Tat, COP31’in Antalya açısından yalnızca geçici bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, zirvenin kentte iklim değişikliğine dayanıklı ve uzun vadeli bir su-enerji altyapısının oluşturulmasına katkı sağlaması gerektiğini söyledi.
Tat, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“COP31’in Antalya’ya bırakacağı gerçek miras, geçici etkinlikler değil; iklim değişikliğine dayanıklı bir su ve enerji altyapısı olmalıdır. Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız.”
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 1983 Antalya Son Haber
