Adalet, Yaşam ve Vicdan Çığlığı: Koruyamadığımız Hayatlar İçin…
Adana’dan gelen o acı haberle yine bir genç kızımız, henüz 22 yaşında hayatının baharındayken takıntılı bir zihniyetin kurbanı olarak aramızdan koparıldı. İçimiz yanıyor, kelimeler boğazımıza düğümleniyor.
Sokaklarımızın, evlerimizin, en temel insan hakkı olan yaşama hakkının korunamadığı bir düzen içinde yaşamak artık ruhen tüketiyor. Kadınlar, göz göre göre gelen tehditlere karşı yalnız bırakılıyor; bu çarkı durdurmayan, önlem almayan herkes bu acının ortağı oluyor.
Bu çaresizlik hissi sadece kadınlarla da sınırlı kalmıyor maalesef. Çocukları, masum canları, doğamızı, ağaçları; kısacası korumakla yükümlü olduğumuz ne varsa hepsini yavaş yavaş kaybediyoruz. Merhameti ve vicdanı unutan, yaşam hakkına saygı duymayan bu hoyrat düzen içinde hepimiz birer birer tükeniyoruz.
Ancak içimizdeki bu sızı ve kalbimizdeki ağrı, hâlâ insan kalabilmeyi başaran o derin vicdanımızın sesidir. Bu acı ve isyan, hayatı, adaleti ve masumiyeti savunmaktan asla vazgeçmeyeceğimizin en büyük kanıtıdır.
Bugün kelimeler kifayetsiz, yasımız çok büyük. Bu karanlık tabloyu değiştirmek, adaleti yeniden tesis etmek ve koruyamadığımız tüm canlar için sesimizi daha gür çıkarma mecburiyetindeyiz. Bu dünyayı güzelleştirecek ve yeniden yaşanabilir kılacak olan şey, vicdanını kaybetmeyenlerin ortak mücadelesidir.
Başımız sağ olsun.
Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.