06 Aralık 2019
  • Antalya8°C

İSLAM İLE SEKÜLARİZM ÇELİŞİR Mİ?

Ergün Efe

02 Aralık 2019 Pazartesi 03:56

Dini bir rant haline getirenlerin sekülarizmi veya bilimi bir “din karşıtlığı” gibi göstermeleri tesadüf mü?
 
Allah evreni neden yaratmıştır? Tanrısal sevgi ve aşk açığa çıksın, insanlar da buna şahitlik etsin diye yaratılmıştır. Allah, kendi varlığından insanların haberdar olmasını istememiş olsaydı, insan “Allah” diyecek bilince sahip olabilir miydi? Bunu anlamak için insana idrak,  idrak için kişide “Keşfetme yeteneği” olması şart. İşte bilim dalı, Allah’ın insanları bağışlamış olduğu  keşfedebilme yetisini kullanmakta. O hale, nasıl bilim Din ile çelişebilir? 
 
Maalesef, Atatürk sonrası ülkemizi yöneten idareciler ulus devlet prensiplerinden ‘oy uğruna’ her seçimde tavizler vermişler ve zararı sonunda herkes görmüştür. Oysa, Devleti yöneten akıl, devletin bekasını düşünerek, yurttaşından her daim 3-5 adım önde olması gerekir.
 
Kültür olarak, yazı kültüründen çok, söz ağırlıklı bir kültürden geldiğimizden kitap okuma oranımız maalesef hala çok düşük. Bu çok olumsuz bir şey, çünkü iş böyle olunca, insanımızın çoğu ancak kulaktan duyma veya TV’lerin onlara sunduğu ölçüde hadiseler karşısında kanaat oluşturabilme şansı olabiliyor.
 
70 yıldır demokratik, laik, hukuk prensipleri taviz verilmeksizin işletilmiş, ama işlememiş, sistem bize uygun değilmiş gibi tolumu  yanlış bir kanaate sevk etmesi biraz da bu yüzden.
 
“Bilim, Din karşıtlığıdır” diyenler var. Bu tarif tam bir uydurmadır, çünkü bilimin alternatif olabilmesi için bilimin kendisi ruhaniyet içermesi gerekir. Oysa “Bilim” var olanı veya başka bir deyimle “yaratılmış olanı” keşfeder ve insanlığın hizmetine sunar, hepsi bu.
 
Bir bilim dalı, sırf tinsel (ruhsal) meseleleri bilimsel bir düzlemde araştırıyor diye, onu, manifestonu doğrudan ruhaniyet üzerine bina etmiş Din ile kıyaslamak veya araştırtır diye onu “dine düşman bir karşıt” olarak görmek cehalettir. Hristiyanların dini yok mu? Din ile bilim yarıştırılmadıkça asla bir problemin olmadığının en bariz örneği Batı’nın ta kendisi değil mi?
 
Kur’an’da  “Okumayın, araştırmayın, keşfetmeyin, aklınızı kullanmayın” diye tek bir ayete rastlayamazsınız, Bilakis, Kur’an insanlara sürekli okumayı telkin ve teşvik eder. Asıl saygısızlık sayızca ilime/bilime vurgu yapan Kur’an'ı, sadece nefsi veya cinsel dürtüleri ıslah etme kılavuzuna indirgemek değil midir?İslam, bilime düşman olmuş olsa 850 - 1350 yılları arası nasıl İslam coğrafyası ilimin merkezi olabilmiş o vakit? Daha sonraları ilimin gitgide gerilemesi, kendini çağa göre yeniden konumlamada geciken akılların suçu. 
 
Bilimin dine düşman olduğu savını savunanlar rantları ellerinden gidecek olan Din tacirleri olmalı, samimi dindarlar değil. 
 
Bu gereksiz endişe yüzünden nice heba olup giden Einstein’lar, Beethoven’ler, Vivaldi’ler, Freud’lar, Feuerbach’lar olduğunun bilincinde olmak, ülkesini çok seven insanları nasıl üzmez, rahatsız etmez?
 
Anlamak gerekir ki, güçlü bir ulus devlet olmak için toplumun seküler olması bu çağda artık bir seçenek bile değil, zarurettir, çünkü ulus devlet olmanın çimentosu seküler toplum olmaktan geçer.
 
Bu yazdıklarım gerçekleşirse “Amenna”, ama gerçekleşmediği müddet ülkemizde demokrasinin, pozitif hukukun sağlıklı işleyeceğini, eleştirebilirliğin, sorgulanabilirliğin, hesapverebilirliğin olabileceğini ve de -hepimizin arzuladığı- Batı ile eşit düzeyde yarışır bir düzeye gelebileceğimizi kimse düşünmesin, çünkü yukarıda saydığım gerekçelerden ötürü ancak hayaldir.
 
ergunefe@live.de
Bu yazı toplam 739 defa okunmuştur.
Yorumlar