06 Aralık 2019
  • Antalya8°C

CHP’NİN DURUMU

Eyüp Koçak

29 Kasım 2019 Cuma 00:12

Neredeyse 1 haftadır gündemde CHP var.  Neymiş, sözde CHP milletvekilinin biri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gizli bir görüşme gerçekleştirmiş, görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan o kişiye, “senin CHP genel başkanı olman lazım” demiş.

Sonra?

Sonra sarayda Erdoğan ile görüştüğü iddia edilen CHP’li vekil, “önümde engeller var” demiş; Erdoğan da bu söze karşılık “ben sana yardımcı olurum” ifadesini kullanmış. Gazeteci Rahmi Turan’ın kulağa üfürme kulis bilgisini ilk okuduğumda şaşırmadım. Benim şaşırdığım Muharrem İnce gibi bir ismin böyle bir işe karıştırılması…

Zaten oyunun çabuk ortaya çıkmasının sebebi de bu.  Muharrem İnce’nin geçmişten günümüze duruşunu herkes biliyor. Böyle bir görüşme yapmayacağını Ak Partililer bile bilir.  Muharrem İnce dışında bir isim gündeme gelseydi, belki insanlar buna inanabilirdi.

Söz konusu haber kaynağının bir gazeteci olduğu ortaya çıktı. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Burada öylesine çarpık, öylesine mide bulandırıcı ve bir o kadarda gazetecilik mesleği adına gülünç bir durum var ki…

Düşüncelerimi anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum.

Söz konusu gazetecinin saraya yakın olduğunu düşünen gazeteci Rahmi Turan, yanılmış olabilir. Ben Rahmi Turan’ın bilerek böyle bir işe kalkıştığını düşünmüyorum. Gelinen nokta, Rahmi Turan’ın kaleme aldığı özür yazısı ve hatasını kabullenmesi bunu gösteriyor. Gerçekten mesleki açıdan yaşanan bu talihsiz olay, en çok Rahmi Turan’a zarar verdi. Hiçbir gazeteci böyle bir durumda olmak istemez ya da böyle bir durumda kalmayı bilinçli bir şekilde göze alamaz. Bana göre kaynak gazeteci ile ağabey kardeş ilişkisi kuran Rahmi Turan, bu kişisel ilişkisinin kurbanı oldu. Kaldı ki bu yalan haber ilk Uğur Dündar’a servis edilmiş. Uğur Dündar’ın gerçeği fark etmesiyle, Rahmi Turan aranmış.   Rahmi Turan da “hayır” dese kurban bir başkası olacaktı!

Adamların niyeti belli…

Kaldı ki, siyasette bu tür şeyler olamaz mı, hiç olmadı mı yani? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aynı zamanda bir parti başkanı değil mi? Muhalefet partisine karşı böyle bir refleks geliştirmesinden daha doğal ne olabilir? Sadece Erdoğan değil, diğer parti başkanları da kapalı kapılar ardında kendilerince strateji yapmadı mı? Bence Rahmi Turan’ı yanıltan bu bakış açısı oldu.

Ama bu olayda gözden kaçırılmaması gereken iki nokta var. Birincisi gazetecilik mesleğinin düştüğü nokta, bir diğeri de CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasetçi kimliğinden uzak ortaya koyduğu bu kötü performans. Sadece bu mu?  Muharrem İnce gibi duruşu keskin bir siyasetçiye atılan iftira, varılmak istenen amacı gayet net ortaya koyuyor.  

Söz konusu haberin yalan olduğu ortaya çıkmadan önce, kaynak Talat Atilla’nın tiwitlerine baktınız mı? Olaydan sıyrılma gayretlerini kahkaha ile takip ettiniz mi? Etmediyseniz, hemen edin.  Gerçekten çok eğleneceksiniz.  İsmi açığa çıkmadan önce “kaynak ben değilim” diyen Talat Atilla, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Fox TV’de sarf ettiği talihsiz sözleri fırsata çevirdi. “Bu haber bana CHP’li bir vekil tarafından geldi, bu haberi de Kemal Kılıçdaroğlu yüzde yüz doğruladı” diye itiraf eden gazeteci,  Meğer Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmemiş. Ona bu haberi doğrulatan bir başka CHP’liymiş. “Derimi yüzseler söylemem” diyor.

Haklı, varsa böyle bir şey söylese bütün pislikler ortaya saçılacak.

Böyle biri yoksa komut ile yaptıysa durum daha vahim…

 “CHP’li ismi Kemal Kılıçdaroğlu açıklasın, bekliyorum” diyerek saçma iddiasını sürdürmesi ise gerçekten hayret verici bir durum.

Neyse…

Peki ya CHP Genel merkezinin ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte ortaya koyduğu performansı nasıl izah edebiliriz? Öylesine tuhaf hareketler içerisindeler ki, her açıklamaları kamuoyunda şüphe uyandırıyor. Muharrem İnce, olayının açığa çıktığı ilk anda Kemal Kılıçdaroğlu’nu arayıp, “birlikte poz verelim. Bu yanlıştan dönelim” demiş. Neden bu cevaba olumlu bir dönüş olmamış? Hala CHP Genel merkezi ve Kılıçdaroğlu olayın kumpas olduğunu halka tam olarak anlatamıyorlar. Hala Muharrem İnce’ye gidip özür dilemiyorlar. Aslında gidip dileseler, birlikte poz verseler bu iş çözülecek. Buna mani olanlar neyi amaçlıyor acaba? “Asıl kumpas bize kuruldu” diyorlar ama ortaya koydukları tavır neyin ne olduğunu gözler önüne seriyor. Ortada dramla başlayan, komediye dönüşen bir oyun var.

Son olarak…

Bu olayla ilgili benim kanaatim şu; Muharrem İnce, CHP genel başkanlığına oynuyor. Bunu hiçbir zaman saklamadı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partinin blokajı ile karşılaşan İnce, bana göre bu seçimi, partinin bu tavrı yüzünden kaybetti. Yukarı tükürse sakal aşağı tükürse bıyık hesabı kimseye de derdini anlatamadı. İnce partiye genel başkan olduğunda bu blokajın hesabını soracak. İnce sadece genel başkan olmak istemiyor aynı zamanda Cumhurbaşkanı adayı olacağını da söylüyor. Yani ortada çok büyük bir sorun var. İnce genel başkan ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı adayı olursa, İstanbul seçimlerinde parlak sonuç elde eden Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı suya düşebilir.  Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimleriyle inanılmaz bir başarı elde etti. CHP’ye kaybettiği itibarı kazandırdı, toplumun büyük bir kesimini birleştirdi. Muharrem İnce olduğu sürece bu işin yürümeyeceğini biliyorlar. Ama şöyle de bir gerçek var; Muharrem İnce Cumhurbaşkanı adayı olursa Ekrem İmamoğlu’nun aldığı sonucu elde edemeyebilirler. Bu işi kim kurguladı ise bence olaya bu perspektiften bakıp bu saçmalığı tasarladı.

 Bu işi kim ne için tasarladıysa bence gerçekten siyaseti okuyamıyor. İmamoğlu’nun seçime girdiği zaman ile 2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri farklı bir atmosferde geçecek gibi görünüyor. Sahaya Ali Babacan gibi güçlü siyasi figürler giriyor. Ekrem İmamoğlu’nun tercih edilmesinin tek sebebi, ortada hiçbir alternatifin kalmamış olmasıydı. Dereyi görmeden paçayı kim sıvıyorsa artık bu komediye bir son verse iyi olur.

Bu yazı toplam 1226 defa okunmuştur.
Yorumlar