06 Aralık 2019
  • Antalya8°C

BARIŞ ENSTİTÜSÜ

Tuğçe Öztürk Almaç

06 Kasım 2019 Çarşamba 01:40

Bir barış enstitümüz olsa…Uzlaşı kültürünü bu denli benimsemiş, sahip çıkmış bir ülke olarak bağımsız bir yapı inşa etsek…Ferah ve temiz bir soluk olsak toplumsal sorunlarımıza…Sadece yargısal yükleri azaltmak amacıyla değil de daha derine ineceğimiz bir model geliştirsek!

Örneğin; ilk yıllarımızdan başlayarak kreş çocuklarına müzakere anlatmaya başlasak ve akran zorbalığını başlamadan ortadan kaldırsak. Müzakere, okullarda zorunlu bir ders haline gelse ve barış enstitüsü nezdindeki eğitmenler gönüllü bu dersi anlatsa. Korunma ihtiyacı olan kadın ve çocuklara, mahkûmlara, özel ihtiyaç sahiplerine arabuluculuk yetkinliği kazandırılsa. Komşusuyla anlaşamayan, borcunu ödeyemeyen, devletle arası açılan, sosyal hayatta kendine daha anlamlı alan arayan, farklılık yönetimi için talepte bulunabilse.

Tüm bu süreçlerde kendini geliştirmiş arabulucular kendini geliştirmek isteyen arabuluculara mentörlük yapsa ve usta çıraklık ilişki dev gibi bir tecrübe havuzuna dönüşse.

Bu kocaman tecrübeden toplum, gönüllü olarak yararlanabilse. Barış enstitüsü bazı zamanlarda arabuluculuk akademisi görevi üstlense biz arabulucuları daha da yetkinleştirse. Bizim yurtdışında çalışmalarına hayranlıkla baktığımız, yetkin arabuluculardan sonra gözler biraz da ülkemizdeki arabuluculara çevrilse.

Toplum arabuluculuğunda ekonomik kaygılar rafa kaldırılsa. Tüm bunların sonunda öyle bir başarı elde edilse ki toplumsal olarak dünyada ses getirilse. Nasıl olurdu…

Bu yazı toplam 4563 defa okunmuştur.
Yorumlar