24 Mayıs 2026
  • Antalya18°C

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DE KAPATILIRKEN…

TARIK ÇELENK

24 Mayıs 2026 Pazar 13:50

Bilgi Üniversitesi’nin alışılagelen birtakım gerekçelerle, tam da sınavlar öncesi kapatılma haberini gördüğümde önce inanamadım. Ama öncesinde, kendi içinde tutarlı bir proje niteliği taşıyan Şehir Üniversitesi’nin de kapatılabildiğini hatırladım. Sonra Türkiye ölçeğinde düşündüğümde, “Bu da oldu” diyebildim.

Mahalleli akademisyen dostlar, Bilgi’nin kapatılmasını genellikle şu çerçevede yorumlamaktadır: “Türkiye’de ilk ‘Ermeni soykırımı’ temalı konferanslar burada düzenlendi. İlk LGBT ve cinsiyetsizlik tartışmaları bu üniversite çatısı altında konuşuldu. İlk akademik kadrolar Birikim dergisi çevresinden, Amerikancı liberal soldan devşirildi. Gezi olayları ve benzeri toplumsal muhalefet hareketleri burada akademik düzeyde olumlanarak ele alındı.”Bazıları ise işi daha da büyüterek bu kapanmayı mason localarına karşı kazanılmış bir zafer ya da adeta Viyana’nın fethi gibi abartmaktadırlar.

Bilgi denilince benim aklıma daha çok 2005-2006 yıllarındaki Ekopolitik kuruluş süreci gelir. Merhum Abdullah Tivnikli ile gelecek için “adam yetiştirme” tartışmaları yaparken, bana kurdukları Adam Derneği’nden söz etmiş ve tanıştırmıştı. Derneğin İstanbul ekibinin neredeyse tamamı Bilgi Üniversitesi’nde okuyan nitelikli İHL mezunu gençlerden oluşuyordu. 28 Şubat yönetimi, İHL mezunları yalnızca imam olabilsin diye bu gençlerin önüne yüksek katsayı engelleri koymuştu. Bu öğrenciler bu ağır engeli ancak ciddi burs destekleriyle aşabiliyorlardı. Tanınmış muhafazakâr aileler ve malum bir İHL vakfı bu bursları karşılıyordu.

Gençlere mahalleli tarafından yarı medreseyi andıran bir ortamda, camiaya yakın akademik ağabeylerin gözetiminde etüt yaptırılıyor; bazen de uzman akademisyenlere kendi alanlarında dersler verdiriliyordu.

İşin ironik tarafı ise şuydu: Bu gençler, okullarında gerek hocalarıyla gerekse kız arkadaşları ve sosyal çevreleriyle çok daha farklı, daha doğal ve samimi bir iletişim dili kuruyorlardı.Gündüz başka, gece başka yaşanan bu gerilim özellikle dindar müteşebbisleri doğal olarak tedirgin ediyordu. Bu durum bile, hiçbir zaman kendi paradigmasını üretemeyen sağın önünde Bilgi, Bilkent, Şehir ya da Boğaziçi gibi kurumlara muhtaç kalmak veya onları yok sayıp kapatmaya çalışmak dışında fazla bir seçenek bırakmıyordu.

Adam Derneği’ni devralıp Ekopolitik’e geçtiğimizde ise Bilgi Üniversitesi bizim için iki farklı dünya arasında dönüştürdüğümüz bulunmaz bir insan kaynağı haline gelmişti. Ayrıca o yıllar Bilgi’nin uluslararası ölçekte en parlak dönemleriydi.

Bugün 2006-2011 arasında Ekopolitik ve kardeş kuruluşlarında yetişen birçok isim, AK Parti yönetimi ve medyasının en nitelikli kadrolarını oluşturmaktadır. Bu kadroların kahir ekseriyeti Bilgi ve Boğaziçi kökenlidir.

Bu arada yaklaşık 80 İHL kökenli Bilgi öğrencisinin bursunu kesen İHL’li bir derneğin açıkta bıraktığı gençlerin burslarını “karşılıksız” biçimde tamamlayan Bilgi yönetim kurulundan Yiğit Ekmekçi ve Oğuz Özerden’i de minnetle anmak isterim. Bunu komplocu mahalleli dostların da bilmesinde fayda var.

Bilgi Üniversitesi, Yiğit Beylerden sonra çok el değiştirdi. Hele son sahipleri eğitimin ruhundan neredeyse hiç anlamayan kişilerdi. Bu üniversitenin bu kadar ilgisiz kişilere emanet edilmesi de eğitim veya kültürel hegemonyaya ne kadar değer verildiğinin ayrı bir göstergesidir. Buna rağmen, geçmişten gelen kurumsallık ve akademik kültür bugün bile Bilgi’ye belirgin bir farklılık kazandırabiliyordu.

Mahalle zihniyeti kültürel iktidar kuramadık diye yas tutmak yerine kendi ihtiyacı olan kadro kaynağını sağlamak zorunda kaldığı Bilgi, Boğaziçi veya ODTÜ gibi nitelikli okulların varlığına saygı göstermeli onlarla rekabet iddiasında olabilecekleri iddiasındaki kendi okullarını bu standartta yükseltmeye çalışmalıdır.

 

Medyascope'tan alıntılanmıştır.

Bu yazı toplam 293 defa okunmuştur.
Yorumlar